Pazar, Ekim 30, 2011

Beylik laflar etmemek gerek... Geç olsa da öğrenilir... Ya da bilinmezlikten kaynaklanır...


Hiç birinin bana sahip olduğunu düşünmedim.. Tut ki böyle bir şey oldu:) bunu fark ettiğimde sanırım “giderim” . Durmam oracıklarda. Hem ne gerek var ki!!! 
-Tasma takılsın fino görevi görelim olmazsa!- 
Sahiplik duygusunu sevmiyorum. 
Dokunmasa, ilişmese insanlar birbirlerine... Uzaktan sevilse keşke... 


Hayaller kura kura reelde bir şey yaşama ihtimalimi unuttum. Aslında bunu bana unutturanlar utansın :) Bir ilişkide giden olmak öyle kolay değildir... Her şey yapılır ancak o son söz, söyleyenin üstünde ağırlığını bırakır... Kimse de hakkın kalmasın derler ya ! işte bu tam olarak öyle bir şey! Kalmasın diye o son söz söylenmekte hep gecikilir. Karşı taraf çeksin ipi diye beklenilir. Haklı çıkılacak ya! 
Uffff bu ne entrika böyleeee :) çok brezilya dizileri izlemişizzzz. Onlarla büyüdük resmen=) 
Evet gittim ama kalmamı sağlayacak sağlam nedenlere hiç sahip olamadım. Yani haklıyım arkadaş=) Hatun daima haklıdır! ;) . 


Yaşanmamışlıklar böyle konuşturur adamı..
Bundandır bu beylik laflar etmelerim…

Özgürlüğüne değer verenleri severim. 
Zaten farkındalıklar güzelleştirir insanın hayatını. Bu, kişinin kendini tanıması ile doğru orantılıdır. (En azından bence…) kendini seven biri hayatını başkalarının boyunduruğu altında yaşayamaz… işin özü aslında herkes kendine Aşık olmalı.!. Ben özgürlüğüme değer veririm. Hatta değerden de öte bu durumuma hayran kalırım. Kendime de bayılırım! J (ego tavan yapar)



Ve;

Değer verdiğim her şeye tepeden tırnağa, neden değer verdiğimi bilirim! Öyle toplumsal yargılarla bir şeye değer vermem ben… Hak ettiği için değer gösteririm zaten bu böyle olmalı… Kişiler ile neden konuştuğumu bilirim. Neden aynı büfeden su aldığımı bilirim hepsinin nedeni vardır.



Mesela fakültenin yukarısından yürüyorsam ileride hastaneye yakın yerde engelli bir amca vardır hep ordadır ayakları yoktur… Su ve abur cubur satar işte… İhtiyacım olsa da olmasa da alırım ondan bişeyler… Eğer almazsam ben, ben olmam.

Takıntılı insanları da çok severim. Huysuz ihtiyarlara da hayranlıkla bakarım…



Yemek konusunda keskin çizgileri olmalı insanların… Öyle her önüne konulanı yememeli mesela… Ya da kendince kurallar edinmeli.. bunlar kişiliğin yansımasıdır…

Huysuz ihtiyarlara gelinceee uyyyyyy böyle yanaklarını mıncırdayıp kaçasım gelir hep J baston darbesi almadan yapmam gerekir bu kaçma eyleminiJ Çok gerçekler… Ayaklı tarihler hatta yürüyen yaşanmışlık kitapları…



Öğrenilecek o kadar çok şey var ki onlardan… çok…

Yaşanılanlar aslında yüzyıllardır hep aynıdır. Nedeni ise insanların özünde aynı oluşudur. İkili ilişkiler hep aynı seyreder. Sektirmez. Aynıdır işte. 

Öyle mucizeler beklemeye gerek duyulmayacak kadar

Neyse. Geçen gün tramvayda otururken yan tarafta 20li yaşlarında kanları kaynayan şirin bir çift vardı durakların birinde, aniden çocuk kızın kolundan tuttu koşarak indirdi çok eğleniyorlardı öyle güzel göründüler ki acayip imrendim… kız üşürüz dur inmeyelim dedi ama nafile. Zıpır çocuk eğlenceli işte yaşamayı da biliyor. İndikten sonra sarıldılar ve o sırada tramvay hareket etti… çok üzüldüm orda durup onları izleyebilirdim film izler gibi… Çok sıcak çok içten çok güzellerdi…

Erkek dediğin yapmalı böyle şeyler...

Mızmız erkek mi olurmuş hiç!

Orda onları bırakıp (yaşayamamanın verdiği mutsuzluk ile) yolumuza devam ettik.

Bu arada konudan konuya atlayayım bir arkadaşım bana film indirmeyi öğretti ve artık okuldaki o saçma filmciye para vermekten kurtardı =) bu arkadaşımın aynı zamanda Fenerbahçe’li oluşu ona edeceğim teşekkürleri daha bir içten hale getiriyorJ  yardımsever arkadaşlarım var benim! Vallahi çok iyidir hepsi J Tekrar teşekkürler filmler için ;) 



Hayatın kolaylaşması için tecrübelere, bunların kısa yoldan hızlıca olması için ise insanları dinlemeye, gözlemlemeye, empati kurmaya ihtiyaç vardır. Hayatıma giren herkese binlerce kez teşekkürler. Hatta yoldan geçerken gözlemlediğim insanlara kucak dolusu sevgiler... Hepinizi çok seviyorum ben! Unutmayın... 

4 yorum:

Caner ERdoğan dedi ki...

o içindeki çocuğu sakın kaybetme, onu kaybettiğin andan itibaren artık melek sayılmazsın... ;) CE

uykumgeldiyine dedi ki...

Eğer uslu çocuklar olursak kanatlarımızı bile görebiliriz:) Teşekkürler.. DG ;)

Caner ERdoğan dedi ki...

Benim kaygım o kanatları görememek değil, onun için uslu olmama da gerek yok sanırım. Mevzu o cocuğun gözlerinin içine baktıkça bulmak kendini kıyıda köşede bir yerlerde. Baktıkça görmek masumiyeti, gördükçe dalmak derinlere fütursuzca, daldıkça arınmak kötülüklerden,ve arındıkça tutunmak sıkıca hayata, tatmak yeni bir doğumu ana kucağında... ;)

Lakin, eğer şirinleri görebileceksem o zaman uslu olma kaygısı güdebilirim :) CE

uykumgeldiyine dedi ki...

Böylesine derinlere inip boğulmadan gezebilmek hele ki böylesine güzel bir okyanusta kayaya çarpmamak özel bir yetenek olsa gerek.. Hepimizin içinde biraz çocuk vardır.. Bende ise çok çocuk biraz kadın var gibi... Umuyorum böyle kalır bu durum... Yoksa terazinin dengesini tutturmada zorlanabilirim...

Uslu çocuklar olup şirinleri görelim o zaman ;)