Salı, Ekim 25, 2011

Ankara-Ben- (Ehlileştirme arkadaş!!!!)


İyi günde ve kötü günde, sahiplenmeden! Koşulsuz! Nedensiz! Beklentisiz! “Değiştirmeden!” ehlileştirmeden…  Hatta kendine rağmen insan sevebilir mi birini???



Bazen istemek yetmez, hatta emek vermek, çalışmak çabalamak uğraşmak yetmez… Olmayınca olduramazsın. Verdiğin emek ve zaman heba olur çoğu zaman… Kısır döngüye dönüştüğünde ise halin kalmaz, neşen kalmaz, senden çok şey gider. 



Alırsın cebine koyarsın en güzel gülücüklerini. Sonra iyi olanlara verirsin avuçlarının içinde ya da gözbebeklerinin derinliklerinde… Karşındaki bunun değerini bilir ya da bilmez boşvermek gerekir.. Önemli olan o güzel gülücükler ve gülen bakışlardır…



Herkes hayatının bir döneminde dokunulmadan, ilişilmeden, karışılmadan doya doya yaşamak ister… Keyif almak ister. Tadına varmak doyumsuzluğunun içinde boğulmak ister. İster de ister işte. Ve çoğumuz yaşarız bu anları… Dönemler farklı olur ama yaşarız… Herkesin en güzel çağı an’ı farklıdır. En azından herkesleşmeden önce öyleydi…



Neyse... Ankara, gri bir şehir… Renk azdır. Böyle yolda yürürken asık suratlı takım elbiseli insanlar görebilirsiniz. Ama düzen vardır. Sosyaldir en iyisinden en kötüsüne kocccaman seçim yelpazesi barındırır o soğuk sokaklarında… (Bugün bir başka özledim bu gri şehri... Kokusunu özledim)



Buz gibi havalarda sıcacık simit yemenin keyfi başka yerde çıkmaz. Sevgili ile burnun dona dona yürümek hatta eller dışarıda çok üşüyeceğinden birinin cebinde ellerin kenetlenmesi ve öyle sallana sallana yürümek başka yerde olmaz! Gerçekten olmaz! Mesela kışları kar yağar donar ve yerler buz olurJ yürürken bir anda o sevgilinin önünde kapaklanıverirsin yere J Hiçte rezil olmazsın düşerken onu da çekersin kendineJ Bakın romantik değil mi J o an başlanır kahkahalar atılmaya! Yani iyidir Ankara’da aşk… Çok özeldir hatta… Ve ilk aşk Ankara’da ise anıları düşünülmeye bile doyulmaz…



“Belki de eski bir şarkı ya da hoş bir koku esintide…” ne güzel söylemiş değil mi???



Hatırlatır. Hatırlatır arkadaş! Her şey hatta ufacık ayrıntılar hatırlatır… zaten burada hatırlanılan kişi değildir duygulardır. Ne önemi var kişinin!!!! Biz bir elbise oluştururuz yıllarca sonra üstüne büyük gelmişliğine aldırmadan giydiriveririz komik görünen bir adama. O da kendini tanrı fln sanar. Salak işte J neyse benim kıyafetlerim xxxxxll yani baya büyükJ o kalıba gircek babayiğit bulmakta epey zor… Hem kedilerim köpeklerim ile yaşlanacağım ne diye düşünürüm bunları! Başka bir aptalda bunlara kafa yorduğum için benim ;)



Ehlileştirilmek istemiyorum…



Böyle iyi.



İyi yani.



Ben iyiyim!


2 yorum:

damla dedi ki...

ankara demişken birazcık da beni hatırlamalısın..
en az beni özlediğin kadar ankara da en güzel yaşlarımız verdiği heyecanla paylastğımız günlerimizide özlemelisin.. dostluğumuzun pekişmesi verdiğimiz aradan daha güzel bir gelişmeydi biz öyle birseydik ki seninle yılların verdiği uzaklık kırgınlıklar ve araya giren insanlar ayrı düşüremedi bizi şimdi kaldığımız yerden dewam etmiyoruz dostluğumuza daha dik daha güzlü ve daha sağlam duruyoruz herseyin karsısında biz dostluğu iki ayrı insanın birbirine duyduğu sewgi saygı sadakat olarak değil isimlerimiz gibi tek bir warlık olarak yaşıyoruz aynı bizim gibi büyüyor büyüdükçee güçlenior özlemimiz sen ben diye ayrılmıor uzun zamandır kendimi özlüyorum ben benim sen senin ben olduğun zamanları özlüyorum veeee tekrarr yanyana gelişimizi kutlayacağımız günü bekliyorum sana sarılacağım kendimle buluşacağım o günü iple çekiyorumm. seni kendimi çok sewiorum cansuyun damlasını özlüyor okyanusun ortasında susuz kalmak bu olsa gerek..
senden gidişlerimin en güzel yanı sana geri dönmek :))

uykumgeldiyine dedi ki...

Ahhhhh nostaljiye bak beee:) Hatun hala aynı! Noktalama işaretleri yok ve yazı gayet karışık duruyor ama ben bu konuda senin sayende uzman oldum :)))) Bak mesela önceden bir de kısaltmalar kullanırdın ki hiç anlaşılmazdı:))) M.Ö kalma bir yazıya anlam vermeye çalışıyormuş gibi olurdum her defasında... Neyse ki artık kısaltmalar yok ve sanırım bir kaç seneye kadar noktalama işaretleri ile tanışıp bir güzel haşır neşir olacaksın;))

Bu arada özlemişim lan!

Hemde çok şeyi özlemişim ki... Biraz sıralamaya çalışayım eksik kalan yerlerde hatırlayamadıklarımda yardım edersin artık:)

Özledim;

Okuldan kaçışları Tunalıya çıkışları kışın burnumuzun ucu dona donaaa yürüyüşlerimizi, flörtlerimiz, çapkınlıklarımızı, aşklarımızı, kavgalarımızı, annelerden izin koparma yarışlarımızı, okuldaki çıkıntılıklarımızı, senin kocaman çıkan sesini, kırdığın potları, sabahın erken saatinde koşa koşa kuaföre gitmelerimizi, salak salak gülmelerimizi, mutluluklarımızı, alışveriş deliliklerimizi, paylaşamamazlıklarımızı, insanlarla dalga geçişlerimizi, kızılayı alt üst etmelerimizi, kolye takıntılarımızı, hayallerimizi, seni beni bizi ikimize dair her şeyi çok özlemişim...

Damla'lar en küçük su taneleridir ancak birleştiklerinde birikintileri hatta okyanusları oluşturabilcek güce sahiptirler..

Damla olmanın en güzel yanı da aslında ele avuca sığmamaktır... Bu zaman tüneline girip çıkamayacak gibiyim bu nedenle kısa tutmam gerek yazıyı.

Özetle;
"Seni seviyorum."