Salı, Kasım 08, 2011

Tesadüflerle anılar.. Kulağıma küpe olsun dedim;)



Çok sıkılınca canlar, bir olup oynamak ister can sıkıntıları geçsin diye. Bizde sıkıldık geçen gün ne yapalım ne yapalım derken çıktık evden. (Bu arada biz kızlar her şeyi anlatırız birbirimize yani konuyu atlama ihtimaline karşın birkaç kez konuşulur aynı konular ve pekiştirilir iyice.) Neyse günün ayrı geçen kısmının kritiğini yaptık bu sefer epeyce uzun sürdü. Yaşanılanlar arasında geçmiş ile benzerlikler kurduk farklılıkları çıkardık masaya yatırdık konuları ölçtük biçtik kestik yeni elbiseler edindik.


Sonra mavi ile buluştuk ki Güneş’te tam batıyordu dağların arkasından. Gökyüzünü kızıla boyayan ışık topu git gide yok oluyordu. O sırada kocaman gemiler denizi süslüyor ve bizler de görüntünün tadına doyamayarak hayran hayran bakıp hayaller kuruyorduk içimizden. En azından ben yine hayaller kuruyordum. O an ki hayalim en yüksek tepeye çıkıp gün batımını oradan izlemekti. Çok güzel değil mi?



Konuşa konuşa konuşaaa Konyaaltı sahilini boydan boya yürümüşüz.

Bi ara kulaklıkları takıp öyle konuşmadan serin havada üşüye üşüye yürüyelim dedik yani söz ile demeden anlaşıp yaptık bunu. Konuşmadan anlaşmaya bayılıyorummm… neyse asıl konuya yaklaşmış bulunmaktayım.



Hava baya serin karanlık bir de yağmur yağdıktan sonraki yerlerdeki ıslaklığın verdiği güzellik ile yürümeye başladık. Stairway to heaven çalmaya başladı çok güzeldi her şey gayet tıkırındaydı yani. Biraz nostalji iyi geldi. Sonrasında Cat Stevens  Wild World çıktı ohhh misss misss dedim çok güzel gidiyorduuuu. O sırada havayı fln kokluyordum yürürken botlarımın verdiği güvenle su birikintilerine bodoslama dalıyordum. Güzeldi yani. Sonrasında Sezen Aksu “Gamze gamze bir gülüveeer şiiiimmdiiii, beni göğsüne alıver şimdi, mevsimi geldi susadım aşka benimle bir bütün oluver şimdi” dedi. Buraya kadar sorun yok ama şöyle bir geçmişe bakınca “gamzeli”ler geldi aklıma bir gülümseyiverdim. Sonra da dedim “ne ikinci baharı lan daha ben ilk baharımı yaşamadım=)))” yani biraz abartı kaçtı bu şarkı dedim. Ama şarkının giriş bölümünden de etkilenmedim değil hani;)) Tam dedim “şu mıymıy modundan çıkayım”, nerden çıktığını bilemediğim bir şarkı giriverdi “Acısa da öldürmez” diyerek. Noluyoruz oldum! Yukarıdaki benim iç seslerime karşılık gönderiyor olmalıydı bu şarkıları. Düşüncelerim ile hatta o an ki hissettiklerim ile bu denli paralel şarkıların çalması gerçekten ilginç geldi ki daha bitmedi..

Sıla söylerken şöyle bi silkelendim dedim hatun doğru söylüyor aslında niye kulak verip dinlemiyorsun!

Bir bir aklımda söylediklerin
İşe yaramaz bu bildiklerim
Hatırlamak laneti aklımın
Acımaz anlatsam hadi buyurun…

Dedim başladım kendime anlatmaya… Yüzleştim yani.
"Anlayınca çok geç oldu" diyecekken aslında geç olmadığını söyledim kendime. 

Sonra döndüm dedimki "siktir et Damlaaaaa kızım siktir etttttt. "

Sonra güldüm baya kendime kendi kendimle sesli konuşuyormuşum etraftan geçenler fln bakınca anladım kendimden geçtiğimi.  


 Hemen şarkıyı değiştirdim. Ki söz vermiştim kontrol etmeyeceğime dair. Karışık çalsın listem ve ne gelirse onu dinleyeyim diye ama olmadı. Çok fazla küfür edecektim yoksa…

 Dylan amcanın one more cup of coffe sözlerinin hemen ardından Tuğçe’nin biraz mola verelim sözleri gelince yine denk oldu duruma. Biz devam ettik müzik dinlemeye ama bu sefer sarı büyük ışıkların aydınlattığı ufak çocuk parkında.. Islak olmayan bir banka oturup devam ettik etkinliğimize. Ben bu sırada gökyüzüne oraya buraya heryere bakıyordum. Duramam ki yerimdeeee… dişlerimizin birbirine çarpması ile eve gitme vaktimizin geldiğini anlayıp kulaklıkları çıkartıp konuşa konuşa devam ettik yolumuza.

 Küfür edince rahatladım konuştukça basitleştirdim basitleştirdikçe izin verdim gitmesine. Az kaldı. Hep azcık bırakırım bende… Azcık kalsın ki tamamen unutmayım diye…



Büyüklerimiz dediyse bi bildikleri var demektir dedim ve kulağıma küpe olsun diye düşündüm bunları;))

Hiç yorum yok: