Cumartesi, Aralık 17, 2011

Ben doğdum..



Neşeli, şirin şarkılara bayılıyorum ve huyum kurusun takıyorum birine uzun bir süre aynı kişinin şarkılarını dinliyorum. Şu sıralar 2. Pamela vakasını yaşıyorum. Takıldım Aydilge’nin çatallı şirin sesine absürd sözlerin derin birleşimine, çıkamıyorum. Keyfimi yerine getiriyor ve bunu yaparken de uzaklara dalmamı fln sağlıyor. Bilemedim iyi mi kötü mü? Gözlerime toz kaçmış gibi oluyorum ve üfleyecek biri de olmadığından ıslanıyor yüzüm…
Ben ister miyim gözüme kaçan tozların canımı yakmasını? İstemem…



Amaaannn sanki her şeyi seçerek yaşıyoruz da! İstemediğim onlarca şeyi yapmak zorundayım hayatım boyunca. Hatta hadi sıralayım bunları. Aslında yazıyı yazarken yazmak istediğim şeylerden vazgeçtim başka konuya gitti yazılarım. Bu durum çok şeker. Klavyeyi elime alınca ne yazacağımı o an karar veriyorum. Önceden karar versemde değişen pek bir şey olmuyor ellerim bildiğini yazıyor… 


Haydi bakalım huysuz şirine olayım. Nefret ediyorum ile başlayan cümlelerime başlayayım..
Nefret ediyorum, gülmeyen somurtkan insanlardan
Nefret ediyorum, hayvanları sevmeyen onlara kötü davranan insanlardan
Nefret ediyorum, annemin “nerdesin Damla?” sorusu midemde kramplara yol açıyor
Nefret ediyorum, emir kiplerinden!!!
Nefret ediyorum, zorundalıklardan
Nefret ediyorum, hesap vermekten
Nefret ediyorum, kuaförlerin saçımı istemediğim şekle sokmasından
Nefret ediyorum, beğendiğim kıyafetin bedeninin kalmamasından
Nefret ediyorum, kaçmak istediğimde kaçamamaktan
Nefret ediyorum, salak insanlardan
Nefret ediyorum, çocuk gibi konuşan ne dediği anlaşılmayan kızlardan
Nefret ediyorum, arabeskten
Nefret ediyorum, tırnaklarımın kırılmasından
Nefret ediyorum, binanın altındaki terzi kadından
Nefret ediyorum, pazarlardaki terbiyesiz erkeklerden
Nefret ediyorum, ava çıkan insanlardan
Nefret ediyorum, standartlaşan davranışlardan
Nefret ediyorum, dedikoducu sınıf arkadaşlarımdan
Nefret ediyorum, somurtkan antkart dolum yapan bakkaldan
Nefret ediyorum, pazartesi sendromu yaratan hocadan!
Nefret ediyorum, sürekli acıkıyor olmamdan
Nefret ediyorum, paramın bitmesinden
Nefret ediyorum, burnumun üşümesinden
Nefret ediyorum, sıkılgan olmaktan
Nefret ediyorum, rüyalarımın gerçek olmayışından
Nefret ediyorum, küçük bana ait bir evimin olmayışından
Nefret ediyorum, ensturman çalamamaktan
Nefret ediyorum, dikkat dağınıklığımdan
Nefret ediyorum, akşam yolda yürüyen her kızı otostopçu sanan aptal heriflerden
Nefret ediyorum, çifte standartlardan
Nefret ediyorum, sebze yemeklerine et konulmasından
Nefret ediyorum, paragözlerden
Nefret ediyorum, aşırılıktan
Nefret ediyorum, kurallardan
Nefret ediyorum, ateşimin çıkmasından
Nefret ediyorum, nezle olmaktan
Nefret ediyorum, başımın ağrımasından
Nefret ediyorum, fobilerimden
Nefret ediyorum, kaşlarımı aldırırken yanımın yanmasından
Nefret ediyorum, geleceği hayal edip geçmişte yaşamaktan
Nefret ediyorum, üşümekten
Nefret ediyorum, sınavlardan
Nefret ediyorum, kaf dağına gidememekten
Nefret ediyorum, peynirden gemiyi bulamamaktan
Nefret ediyorum, harikalar diyarını görememekten
Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum, Nefret ediyorum,
(...)

Daha birçok şey sayabilirim ama pat diye aklıma gelmiyorlar işte napayım beynim çok çalışmıyor. Huysuz şirine moduna girdim bir anda. Ne yapayım sinirlerim çabuk zıplamaya başladılar. Sanırım zıplama paneli üstündeler ve durduramıyorlar kendilerini. En iyisi o zıplama paneli ile birlikte onları çöpe atayım ben. Başka türlü olmuyor.

İnsanlar benim mutsuz olabileceğime de ihtimal vermiyor. Tuhaf bir durum bu. Vallahi böyle. Teselliye ihtiyacı olur insanın dertleşmek ister ama bende olmuyor çünkü kimse benim bir şeyi dert edebileceğimi düşünmüyor. Nasıl bir izlenim yarattıysam…






Bu kadar huysuzluk sonrasında güzel an’lardan bahsetmeliyim. Eğer yazmazsam unuturum diye korkuyorum resmen.



Ben dün doğdum “Kutsal Gün 16 Aralık”. Arayanların içtenliği, mesajlar, notlar, jestler, yanımda oluşlar her şeyiyle çok güzeldi. Sabah hediyeler ile uyandım hem de bir sürü. Anneciğim bana kanatlar almış. Boynumdan uzun bir süre çıkarmayacak gibiyim. Kız kardeşim bir sürü şey almış özenle seçilmiş hediyeler ve yazılan güzel yazılar ile karşıladı beni. Bende Tuğçe’mi kapıp kahvaltıya kaçırdım. Annem eşofmanlarımın hepsini yıkadığı için giyecek bir şey bulma sıkıntısı çektim. Spor ayakkabı, biraz spor bir elbise, üstüne hırka, üstüne kolsuz mont, başımda yeni güzel ponponlu berem ve sadece cüzdanımla çıktım yola. Otobüs geldi tam bindik bizi indirdiler. Neymiş 100tl bozamazmış. Sanki parasız götürse ölcek! 2tl nin lafını yaptı. Biz indik inerken çok söylendim. Adam kovdu resmen. Doğum günü sabahıma hiç yakışmadı. Plakasını alamadık alsaydık bir daha binmeyecektik arabasına öyle dedik yani karar verdik. Neyse başka bir otobüs bulup bindik. Şehrin şirin köy kahvaltı alanına gittik. Güzel, kız kıza kahvaltımızı yaptık şarkılarımızı da açtık. Tıka basa doyduk. Dertleştik bu sırada. O’nunla konuşmayı seviyorum. O’na anlatmayı seviyorum. Bazen anlatırken kendimden önce ona anlatıyorum çoğu şeyi. İyi ki var!!!



Baktık saat öğlen oldu. Vize ödev teslimine ödev yetiştirmem gerekiyordu. Kalktık şirin teyzeciklere selam verip otobüs bekledik ve bindiğimiz otobüs bizi indiren adamın otobüsü olmasın mı… yüz şekillerimiz görülmeye değerdi. Neyse mecbur bindik. Eve gidip ödevleri hallettik.

Bu arada her sene 16 Aralık yani benim doğuşumu kutlayan doğa ana bu sene es geçti sadece bir göründü kaçtıJ geçen senelerde gemiler battı fırtınalar koptu daha neler neler. Evden çıkamamıştık neyse ki bu sene sadece yağmur yağdı.. yağmurda yürümek güzeldi.

Gece biz bizeydik. Can’larım vardı yanımda. Sonra iki arkadaş daha katıldı bize. Sonra onlar geç olunca gittiler biz bize kaldık ve başladık döktürmeye. Farkında olmadan fasıla gitmişiz. Güzeldi. Dokundu. Ama iyi geldi. Sonrasında zeybekler oyun havaları hatta roman havası bile oynamaya çalıştım. Kırıtamıyorum benL Bu sırada ayakkabımın topuğuna bir şey oldu üzüldüm. Gece eve geldiğimde hemen uyuyakaldım. Alkolün etkisi ile kolay oldu bu uyuma süreci. Sabah ertelenen aile içi kutlama yapıldı dilekler diledim mumlarımı üflerken. Umarım gerçek olur. Bir de fal bakıldı ilginçti çıkanlar hadi bakalım. Gerçek olursa yazıcam!


oyun havası oynadık bol bol:)


Ankara'lıyım mesajı veriyorum burda :)


Huysuz ve tatlı kadın, huysuz ve tatlı kadın'ı söylerken


Orhan'ın bizi krize soktuğu anlardan biri


Ne diyor yine diye bakıyorum:) gece boyu hıııııı? ne dedi? sorusunu çok sordum:) bir oraya bir buraya yetişme çabamdan idi:)




Neyse herkese çokkk teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.

Hııı 16 Aralık geçtiğine göre neyi beklediğimi bilmediğim ama her an karşılabileceğimi öğrendiğim “şey” çıksın artık karşıma. Hurim böyle söyledi bende bekledim bu tarihi. Merakla bekliyorum yeni yaşam alanımı.



Dünümün şarkısı yarınlarda keyifle dinlemeye doyamayarak dinleyeceğim şarkı ile veda edeyim bu yazıma… Huysuz ve tatlı kadınlara…

12 yorum:

Adsız dedi ki...

objektiften bakışlar farklıdır. objektifin önündekidir kompozisyonu yaratan. öyle bir görmüşki seni resm eden, bu kadar tutkulu bu kadar büyülüsün resimlerde...

uykumgeldiyine dedi ki...

iltifat kime gidiyor bilemedim adsız kardeş:) teşekkür ediyorum ve bu doğum günü yazısının altındaki ilginç yorumun sahibini merak ediyorum.

Adsız dedi ki...

Senin en ufak çaba göstermeden kendini her an yanımda hissettirebildiğin gibi,farkında bile olmadan, orada olmamama rağmen aslında sürekli olduğum gibi doğum gününde de yanında olduğumu hissettirebilmişimdir umarım.

uykumgeldiyine dedi ki...

Kelimelerin sıralanışından Adsız'ları ayırt edebiliyorum artık :) Teşekkür ediyorum güzel doğum günü mesajın için...

Adsız dedi ki...

objejtif arksındakinin seni gördüğü gibisin resimlerde, objektif arkasındaki vea arkasındakiler seni böle yansıtan

uykumgeldiyine dedi ki...

iş objektifin arkadasındakilerde diyorsun:) peki adsız teşekkür ediyorum fotoğraflarımı çekenLER adına ;)

Adsız dedi ki...

sadece bakan değil baktıranda marifet :)

uykumgeldiyine dedi ki...

hadi bakalım teşekkürler:) adsız bence artık kendine bir nick fln bul! aklım karışıyor... ya da kim olduğunu söyle hıı?

Adsız dedi ki...

adsız olsun benim adım içimde seni hep sensiz yaşadığım gibi adsız...

uykumgeldiyine dedi ki...

platoniğe fazla sarma arkadaş.. hem adsız diye isim mi olurmuş! birçok adsızın arasında kaybolmak kötü bir şey olsa gerek..

Adsız dedi ki...

Anilar unutulmaz, ne kadar unuttum diyebilirsin? Ne kadar yalanla yasiyabilirsin? Tek yaptigimiz aklimizi baska seylerle meskul etmek degilmi? Ama ne kadar meskul olabilirsinli bir an aklina geldiginde soka girmis gibi olursun kalirsin ole. Bugun yasadiginm gibi...

uykumgeldiyine dedi ki...

Üslubundan dolayı tutamıyorum kendimi, dinle!

meşkul değil, "meşgul" denir. TDK arada göz atmanı tavsiye ederim. Türkçe'yi doğru kullanmak önemlidir.

Her şey unutuluyorken anılar nasıl unutulmaz. İnsanlar en değerlilerinin ölümlerini bile unutuyorken neyden bahsediyorsun sen arkadaş! Hiç unutmadın mı sen yoksa? :)

Bugün ne yaşadın bilmem. Hatırladığımda şoka girebileceğim mükemmel anılarım olursa seninle aynı duyguları paylaşabilirim:;)