Perşembe, Aralık 08, 2011

Son bir kaç haftam.





Keyifli, yorucu ve yoğun geçiyor günlerim bu sıralar. Şikâyetçi miyim? Tabi ki hayır! Sabahları 7de evden çıkmak dışında şikayetçi olduğum bir şey yok. E birde pazartesi sendromu yaratan naçizane hocamızı es geçmemek gerekirse şikayetlerimi sıralamaya başlayabilirim demektir. Adam bir tuhaf. İyi mi kötü mü vallahi kestiremiyorum ama çok geriliyorum. Yani bir tuhaf oluyor onun dersinin olduğu günler. Kaç defa bölümün önünden geri döndüm hatta oturduğum sıradan apar topar son dakikada kalkıp çıktım saymadım. Sayamam ki. O kadar fazla. Kazasız belasız bölümü bitirebilirsem ne mutlu bana. Aaaa söylemeyi unutuyordum okulda wifi var artık. Pek teknolojik bir okuluz vesselam;) dersten twit atanlar kervanına katıldım bende. Gençlik işte sürü psikolojisi hatta..

Her sabah şarkı söyleyerek uyandığımı belirtmek isterim. O şarkılardan birini hemen dinleteyim.




Bu sırada ergenlik dönemi boyunca birbirimize baş belası olduğumuz cadıcık geldi bana. Değişiklik oldu benim için. Çok güzel oldu hatta tadından yenmedi. Özlemişim zilliyi. Bu fotoda lise zamanlarından kalma.. 



Sorunlar vardı aramızda onları hallettik ve 4 yıllık bir aradan sonra ilk kez görüştük.  Aslında sorun dediğime bakmayın ben çok huysuzumdur böyle inatçı salak bir yapım var. Vallahi. Böyle kırılır kırılır söylemem ufacık bir şeyde patlar bir anda kesip atarım her şeyi. Lanet bir durum aslında. Hiç kimseye tavsiye edemeyecek gibiyim.. neyse ki ergenlik sendromlarından kaynaklı sorunlar halledildi ve güzel zaman geçirildi. Dedikoduların dibine dibine vurduk. Orda burada şurda gezdik yedik içtik. En çokta sahilde içtik. İç Anadolu insanları olarak lise hayalimiz idi. Akdeniz de üni kazanıp sahilde içip içip dertleşmek. Yaptık! Misss missss oldu valla. Bu arada annemler benden daha çok özlemişlerdi onu dikkatimi çekti. İlgililerdi. Gurbetten gelen yıllardır görmedikleri çocukları ile hasret giderir gibiydiler. Annem eskiden olduğu gibi sabah 7 de kalkıp bize kahvaltı hazırladı uyandırdı bizi. Sonra afiyetle özlenilen şeyler yapılmaya başlanıldı. Üç kız şeker olduk.


Bu birkaç gün içinde bir sürü şey oldu. Eğlendik ağladık güldük korktuk. Çok fazla duygu yoğunluğu yaşadık. Mesela başımızdan geçen son gün olayını anlatayım. Biz sahile indik oturduk bir yere güzeldi mekan. Ben kırmızı koltuklara oturmak istedim ama Damla leopar desenli koltukları istedi. Offf bu kız eskiden böyle değildi gerçekten! Böyle bi kokoş olmuş anlatamam yani. Yanında yürürken gayet kot tshirt modundayım o da yüzünde bir ton makyaj fln. Neyse hatun güzel konu özeti. O misafir diye sesimi çıkartmadım leoparlı yere oturduk ama gözüm kırmızılarda kalmıştı. Sonucunda illa kırmızı olcak ya garson kardeşten kırmızı polar istedim açığı kapattım. Orda oturduk sohbet ettik ben her zamanki gibi limonlu biramı içtim o da kendi standart birasını içti ama sonrasında benim biramın içindeki limonları yemek için defalarca yeltendi.



Sonuçta yeni limon tabağı ile kavuştu kızımız. Mutlu oldu o. Ama ben daha çok mutlu oldum. Limonlarıma sarkmaması beni nirvanaya ulaştırdı resmen. Kızımıza zar zor bulduğumuz otobüs biletinin saati yaklaşmaya başlayınca dedik yürüyelim sahilden. Sonra geçeriz o gider bende ertesi gün olacak pazartesi sendromu nedenim sınava hazırlancaktım. Günlerden Pazar idi! Yürürken şarkı fln söyledik yollar boştu rahattık. Şarkı söylemeye bayılıyoruuummm..

İlerde tuhaf bir amca gördük. Şarapçı gibiydi ama değildi çok korktuk çünkü bize doğru koştu. Sonra o da koştu biz de koştuk çok korktuk. Adam korkunçtu. Tam o sırada keşke kocaman bi erkek olsam dedim. Korkmazdım kaçmazdım onu korkutabilirdim hatta. Acaba neden koştu? Gerçekten bilmiyoruz. Sonrasında başka yollardan geri döndük ama öyle koştuk ki diyaframlarımıza kuvvet…

Damla bindi gitti. 



Bayadır yazmıyorum aklıma olanlar gelmiyor böyle parça parça hepsi. Çok unutkanım çooookkk. Hatırlayamıyorum olayları. Oysa ki günlüğüm olmuştu burası benim…

Ahaahah hatırladıkça gülüyorum. Operaya gittik Tuğçe’m ile. Sabah 5 gibi uyandım o gün Tuğçe de dedi ki gitmeyelim uykun gelir erkenden. Ama yookkk ben dinler miyim hiç! Gidelim de gidelim. Merak ediyorum bir de burnumdan kıl aldırmıcam uyumam diyorum kısaca. Süslendik püslendik cici kızlar olduk. Gittik biletleri aldık baktık 1 saat var dedik karşıdaki alışverişmerkezimsi yere gidelim. Burger king vardı orda. Dondurma aldık ben kendi çilekli dondurmamı yedim bitirdim. Tuğçe böğürtlenli aldı ama çok tatlı olduğu için yiyemedi onu da ben yiyorum. Hava buzz gibi. Dondurmayı yedim bitirdim. Tam opera başlıcak tuğçe dişime yapışan siyah böğürtlen tanesini fark etti. 1 saat sonra. O sırada ben gayet güldüm konuştum etraf insan dolu yani rezilliiikkkkk. Aaa yeni flört eden çiftleri de gördük. Oğlan opera bale seven cazz dinleyen cool biri. Baya hoştu yani. Yüzü gözü değil hoş olan. İlgi alanları konuştuğu konular. Bunları nerden biliyorum. Yanında oturdum. Kız oğlandan çok hoşlanıyor ama oğlan ilk başlarda standart yaklaşıyordu sonra salona girdik tesadüf yine yan yanayız. Oğlan dizini kızın dizine yaklaştırıp oturdu sonra elini dizine koydu gösterinin ortalarında kız elini oğlanın elinin üstüne koydu sonra oğlanda elini tuttu. Aynen böyle çok tatlılardı. Gösteri başladı ışıklar kapatıldı benim uyku bastırdı ama yok böyle bir uyku gözlerimi açamıyorum. Bunu geçtim kafamı taşıyamıyorum düşüp duruyor sağa sola yatıyor. Yanda tuğçe dalga geçiyor diğer yanımda başka çift dalga geçiyor ama ne yapayım? Sabah 5te uyanmışım salon karanlık napııım söyleyin. Ama sürekli açmaya çalıştım gözlerimi. Opera bittiğinde uykumu almıştımJ offf rezillikkkk.

Servise bindik eve gideceğiz oturduk sonra bu yeni çiftimiz arka koltuğa oturdular. Ben müzik dinlerken onlarıda dinledim. Ne yapayım çocuk çok farklı geldi gümbür gümbür adamdı kızda çok güzeldi ama oğlan çirkindi. Neyse onların eski flört anılarını dinledim yol boyu çok şekerlerdi. Haberleri olmasa da çok sevdim onları. Hep mutlu kalsınlar ve flört dönemini uzun tutsunlar diye dua bile ettim. çünkü en güzel aşk henüz ilişki başlamadanki zamana sığan süreçte yaşanır. Ayyy ne diye giriyorum bu konulara bilemedim.

Ve yine yendien esrarengiz bir medyum buldu beni yolda ayak üstü kehanet edip gitti. Daha doğrusu ben kaçtım bu sefer. Çekiyor muyum neyim anlamadım! Korktum baya.

Neyse yatmam gerek sonra yazarım.

5 yorum:

Adsız dedi ki...

http://youtu.be/rVY8E9C9yAg

uykumgeldiyine dedi ki...

Hayaller ne kadar kırılganmış meğer...

Aşk, ete kemiğe bürününce, düşler küstü. Sona erdi, gecelerimin can şenliği...

Çünkü aşk, üst raftaki kitaplardan inmemişti henüz... ve ben, karşı camdaki siluetin o kıza ait olduğuna hiçbir zaman inanmamıştım.


Güzel mısralar. Tam olarak evire çevire anlattığım şeylerin kısa özetleri gibi..

Teşekkür ediyorum güzel şiir için.

MORlu HURİye dedi ki...

Benim amacım gözlerin kapalı(evet evet uyurken) alkışladığın opera sanatçısını hatırlatıp sanat aşkını bir kez de buradan takdir etmek(!:))di ama bu mısraların derinliğinden sonra ayıp etmiş olacağım sanırım.. Neyse ayıp etmiş oldum artık bir kere :) Komnikti kardeşim, komik :)) Eee birazcık da şirin ;)) Öpüldün..

uykumgeldiyine dedi ki...

eheheheyttt içimdeki sanat aşkı bambaşka benim:) sinema opera bale farketmez alkışlarım gözlerim kapalı :DDD ayrıcaaa kendi kendimi anlatarak rezil ettim bi de sen üstüne tuz biber serptin :D insan iyi şeylerden bahseder dimi dimi dimi :D

MORlu HURİye dedi ki...

Aaaa 'sanat aşkın'dan bahsettim kızım ben, rezil etmek de neymiş;) Bir ekol başlattın hatun sen, kitleleri peşinden sürükleyeceksin. Artık herkes sahneyi gözleri kapalı(uyurken değil!!asla ve hatta haşa:)) alkışlayacak.;)