Pazartesi, Aralık 31, 2012

yine aynı yerdeyim.. noel baba bu yazım senin için.

tam geçen yıl...
aynı yerdeydim. ama o zaman güneş daha sıcak hava daha güzel kokuyordu... deniz göz alıcıydı, kumsaldaki kumlar sevgililerin isimleri ile dolmuştu. dalgalar birini siliyor aşıklar yenilerini yazıyor...
yediğim yemeklerden, soluduğum havadan zevk alıyordum.
bu yüzden her şey daha tatlı geliyordu,  tatlı hissettiriyordu.
geçen yıl dileklerimi sıralayan bir kızdım.
birine aşık olmuş, onun şapşal gülümsemesiyle etrafa bakınan gözlükleri olan bir kızdım.
şimdi!
yine aynı yerdeyim.
güneşin sıcaklığını şu yazıyı yazana kadar fark etmediğimi anladım.
havanın kokusu kaldığım odaya sinmiş sigara kokusundan ibaret.
deniz...
kumsaldaki kumlarda kimsenin adı yazmıyor. hatta bomboş.
yediğim yemekler, soluduğum hava mutluluk vermiyor.
sıralayacak dileklerim de kalmamış. bitmiş. tükenmiş. tüketmiş..
yine aynı yerdeym.
bu yeni yıl umarım hiçbir şeyi ile 2012'ye benzemez.
hatırlatmaz.
2012 gibi keşke'ler dedirtmez.
2014'e başka bir şehirde girmek dileğimle.. noel baba bu yazım senin için... (lütf..)

Çarşamba, Aralık 26, 2012

Bombokluğun 932746236235rsdgkahdk.. şekli


Derinden bir offff çektikten sonra…

Güzel cümlelerin, etkileyen kitapların, olgun insanların geçmişine baktığımızda sağlam bir acının olduğunu görürüz. Yazan kişi erkek ise kendine bile söylemez kadının fahişe ruhunu! Ya da yazan kişi kadın ise onun piçliklerini kendine bile anlatamaz. Süslü püslü cümlelerle acısının kaynağını yumuşatacağını düşünür, düşündükçe kibarlaşır cümleler. Oysa ki ne güzeldir şerefsizlik yapanın arkasından küfür etmek… ama olmaz işte illa iyi göstereceğiz önce kendimize sonra anlattıklarımıza…

En derin yaralarından, sözlerinden yaptıklarından bahsetmeyiz. “”Ben böyle yaptığım için o böyle tepki verdi sonra kırıldık yapamadık bitti.”” Ne kadar güzel görünüyor dimi bu cümle? Hadi ama halledilir zamana bırakın falan filan öğütleri geliyor ardından. Ama öyle değil ablacım ağabeycim bir bekleyin yorum yapmayın hatta sormayın meraklı komşularım . bizleri kedi köpeklerle arkadaşlık yapmak zorunda bırakmayın. Onlara anlat dur en fazla mırmır ya da havhav…  

Evlilikler daha beter… Görüyorum, hatta evli birilerini görünce yapışıyorum sorularımla yakalarına. Aynı sorularıma aynı cevaplarımı alıyor olmam durumun gerçekliğini gösteriyor ama ben inatla bu durumda ironi var diye yırtıyorum kendimi.  Zamanla birbirini sevmeyen insanlara, birliktelikten keyif almayan ev arkadaşlıklarına dönüşüyor bu durum. Bombokluğun 932746236235rsdgkahdk.. şekli diye buna diyoruz. Cehennem denilen yer ateş ve odunlardan hatta kıl kadar ince köprülerden oluşmuyor sadece. Yaşarken de kendimize bu saçmalığı yapıyor, keyifle geçirebileceğimiz dakikaları cehenneme çeviriyoruz.

Yani bu işler iki ucu boklu değnek. Olması da sorun olmaması da. Hayata ne kadar çok kişiyi alırsak o kadar kirletmiş gibi oluruz. Gerçi erkekler bunun tam tersini düşünür. Her kadın başka bir hayattır zırvalıkları. Zırvalık işte. Hepsinde benzer yaşanmışlıklar benzer sorunlar benzer hatta aynı cümleler.


Derinden bir ohhh be! Diyebilmek ve diyebilmeniz dileğimle…

Çarşamba, Aralık 19, 2012

20'li yaşlar part1



Saçlarımı iki taraftan toplar çıkardım sokağa makyaj yapmayı sevmezdim belki belli belirsiz sürülen göz kalemleri olurdu yüzümde. Yarını pek düşünmeden yaşardım. Karşı cinsime ikili ilişkilerde pek değer vermezdim. Aslında gereğinden fazla önemser, bu durumu hissettirirdim ama kendimden çok sevmezdim sevemezdim. Olur ya da olmaz bu kadar basit idi. Pat diye girer hayatlarına pat diye çıkardım. Çok deneyimim olmasa da böyleydi… Şımarıklığım pohpoh perilerinin fazlalığından geliyordu, özgüvenimde. Hiç sigara içmemiş hiç kötü insanları hayatıma yaklaştırmamıştım. Huzurluydu tatlıydı her şey... Sonra doğduğum büyüdüğüm şehrimden uzaklaştım. Yıllardır evim dediğim eve yılda bir belki iki kez gittiğimden kendimi misafir gibi hissetmeye başladım. Yeni şehirlerle tanıştım, yeni insanlar. Çok fazla insan gözlemledim onların hayatlarını gözlemlerken kendi hayatımdan soyutladım kendimi. Ayna ile aramız açılmış fark edene kadar 3 yıl gecikmişim. Bile bile lades demeyi öğrenirken beylik laflarımı cebime koymaya başlamışım. Bir ileri iki geri duyguların içine düştüm. Kendi kendime ördüğüm bol tabulu duvarlara toslayıp durdum. Eskiden geçtiğim yollardan geçtim eskiden dinlediğim şarkılarımla. Ama olmadı. Dolaştığım sokaklar gezdiğim gördüğüm alıştığım yerler gibi değildi. Müzik listemi değiştirmeyi denedim. Bu seferde önceden sözlerini bilmediğim ezberleyemediğim sadece melodilerine odaklandığım şarkıların sözlerine takıldım kaldım. “One more cup of coffee” de bile ağlamaklı oldum falan filan derken belki de bu şehirde son doğum günümü geçirdim. Cennet gibi bir yer “Kekova”. Bayıldım hayran kaldım aşık oldum. Hafta sonumu böyle özel bir yerde geçirdiğim için şanslıydım. Güzel bir doğum günü hediyesi oldu. Ayrıca bu yıl bolca dilek dileme şansım oldu. Saat 12’ye gelmeden gökyüzünde ablak ablak bakarken yıldız kaydı ilk dileğimi diledim sonra mumları üfledim orda yine diledim sonra gökyüzüne dilek balonları uçurdum onlar içinde ayrı ayrı şeyler diledim ertesi gün yine mumları üflerken dilekler tuttum. Zihnim çok yaramaz hiç boş durmuyor bir dilek düşünürken çok fazlası aklıma geliyor ve aslında neyi dilediğime karar vermeden dilemiş gibi yapmış oluyorum. Resmen alışveriş listesi gibi çıkartabilirdim dileklerimi sıralasaydım (: özenle seçilmiş hediyelerim oldu, hem ben hediyeleri çok severim zaten! Keşke her ay doğum günüm olsa böyle kutlansa hediyeler fln alınsa günün şanslısı ben olsam sevdiğim insanlar mesajlar yağdırsa arasalar yanımda olsalar falan filan o zaman dünya çok güzel bir yer olurdu. 

Perşembe, Kasım 22, 2012

maya teyzeciklerim mesajıma kulak verin



çok ballıyım hatta bal demek yetmez kaymaklı lokumlu tatlılı olan herşeyliyim
kedi gibi dört ayak üstüne düşme konusunda da üstümde yok bunu tescilliyorum her geçen gün.
tek dikiş tutturamadığım konu aşk meşk olayları olsa da bir gün bu konuda da çok başarılı olacağımı bildiğimden sakin ol bekle modunda yaklaşıyorum !
(...)
vizeler başladı finaller yaklaştı ve ben hala hiç girmediğim derslerin varlığıyla yüzleşmeye çalışırken, evet mezuniyeti uzatıyorsun damla diye kendi kendime söylenirken o hiç girmediğim derslerden kalma ihtimalimin çok yüksek olduğu ders olan psikoloji(pdr) hocası sınav arifesi değişti!!!!
ve yoklama yok.
yeni hocacım yoklama almıyor
yani kalma ihtimalim azaldı
tabi bunlar iyi olan yanları ama kötü olan tarafları da var ki sormayın kardeşlerim.
hatun sınavlarını test yapıyor ve her sorunun tüm şıkları doğru oluyor
biz kendimize göre en doğrusunu seçiyoruz
bu seçtiğimiz yanıt hocamıza göre de en doğrusu olmak zorunda ki cevabımız puan kazandırsın!
bingo.
öldük yani.
empati kurmaktan empati kuran yerlerim ağrıyor :(
e ben ne yapıcam şimdi?
keşke vahiy fln gelse ya da ne bileyim.
nuhun gemisi kalksa ben ona yetişsem binsem
tüm sınavlardan insanlardan uzaklaşsam.
o pisliklerden temiz olan alanlara mavilere yaklaşsam falan filan..
hayal gücüm sınır tanımıyorken birden farkettim ki nuhun gemisinde tek insanmışım meğer!
nuh amca iki sefer yapacakmış ben yanlış sefere binmişim
sakarım demiştim
sakarlık yani
ondan bu yalnızlığım!!!!
muhtemelen diğer yanım diğer gemide
aynı limanda karşılaşacağımız yere kaç zaman var acep?
neyse bu sıralar nilüfer ve göksel ile kendi ağzıma edip ajda ve özlem tekin ile kendime geliyorum
iyi geliyorlar hatta çok gaza getirdikleri oluyor
neyse ki sınav dönemi başladı kış geldi 21 aralık yaklaştı
belki maya teyzelerim doğru söylemişlerdir
mayalara saygılar selamlar
kucak dolusu sevgiler
p.s: ben o limana gitmeden o da benim limanıma gelmeden lütfen şu 21 aralığın tarihinde bir değişiklik yapın
:)

Pazar, Kasım 11, 2012

sakar şirinde kimmiş benim yanımda!?




Bir ben var ki içimde benden hatta tüm evrendeki insanlardan daha sakar..Kesinlikle paratoner gibiyim. Çekiyorum üstüme. Normal koşullarda başa gelmeyecek şeyler sadece benim başıma geliyor.

Her sene doğum günümde bir doğal afet ile karşılaştığımdan son yıllarda adam akıllı doğum günü çocuğu bile olamadım.Nehirler taşar gemiler batar depremler olur fırtına çıkar kar yağar falan filanOlurda olur. Bakalım bu sene neler olacak!

İş gereği 3-5 gün süreli konumum değişiyor.
Bu sefer hayatım boyu hiç gitmediğim ve gitme ihtimalim yoktur diye düşündüğüm bir yerdeydim
“hal” denilen yer nasılmış öğrenmiş oldum
Bulunduğum yer bankaların shopların olduğu bir alandı ancak olsun hal yani.
Oraya gelen yemekleri beğenmeyince çıktım.
Bir de daha önce biri yemeklerini önermişti baya övmüştü bende dayanamadım o yere gittim
Geçtim en köşeye oturdum, kulaklığımı taktım tlf int ile ilgilenmeye başladım
Yemeğim geldi afiyetle ve çok acıkmışlığın verdiği oburlukla yemeye başladım
Hapur hupur yiyorum yani
Hiç kibarlık nezaket yok
Çok açım!
Sonra kafamı bir kaldırdım herkes bana doğru bakıyor…
Hayda!
Üstüme başıma baktım sorun yok
Kaşımı kaldırdım sinirli sinirli etrafa baktım bana mısın diyen yok
Gayet meraklı bakışlar var üstümde
İştah fln gitti kapandı
Anlayamıyorum neden bakıyorlar niye ben???
Biraz daha yemeğe konsantre olayım derken yok anacım olmuyor yiyemiyorum
Sağımda solumda kimse yok köşeye oturmuştum…
Yüzüm kızardı hatta korkmaya bile başladım
Aklımdan bir sürü müge anlı’ya konu olabilecek olaylar geçmeye başladı.
Ya organ mafyasının eline düştüysem?
Ya beni kaçırıp fatmagülün suçu ne muhabbeti olursa
Ya beni döverlerse:/
Vs vs vs vs
Kulaklığımı da çıkartmıyorum ki konuşmalarını duymayım diye.. sesini kıstım o sırada
Biri gooooolllllll ahhh ulan bak kaçar mı bu dııııttttt…….
Gibi cümleleri duyunca maçın önüne oturduğumu ve onların bana değil maça baktıklarını anladım :)))))
Nolcak benim bu halim?
Ahhh Abidin ahhhh nerelerdesin şekerim..
Sen olmadığın için bunlar başıma geliyor.

Çarşamba, Kasım 07, 2012

çabuk söyleyin benim marangozum nerde!!!



"evim sensin"---"unutma beni"
VE Adını anımsayamadığım yabancı bir film...
bir filmden uyarlanmış iki türk filmi...

höngürdemek için gittik
..
..
..

gittik kızlarla hadi ağlayalım düşüncesiyle ancak tek ağlamayan ben oldum
bu kadar ağlama odaklı olmama rağmen olmayınca olmadı işte ağlayamadım (:
oysa peçete bile almıştım yanıma. 
daha girmeden bir kaçını elime alıp kendimi hazırlamıştım!
kötü kedi şerafettin yaptığın iş mi bebeğim???
ağlatamadın beni ama iklim salona girer girmez başladığı ağlamasına film bittiğinde son verdi hatta bir ara yanındaki ağlayan yabancı kız ile birbirlerine "bacım üzülme geçer" bakışlarını bile attılar!
sarılıp ağlamaları için filmin 5dk daha uzaması yeterliydi ama zaman yetmedi işte...
tuğçe ise olmuş bir nezle burnunu sürekli çektiğinden ağlayıp ağlamadığını anlamadık bile.
bir ara romantizmden kavrulan sahnelerde "erkek beee!!" "hadi yürü koçum benim" modundaki seslenişimle inledi salon. utandım mı? tabiki hayır.
öyle bağırıverdim işte.
aşk gitmiş bende holiganlığı kalmış :)
bazen olur böyle hatta hep olur
romantizmi yaşarken değilde izlerken daha net hissederiz
yemeğin kokusunu duyumsayıp tadına baktığımızda aynı hisleri hissetmeyişimiz gibi.
ne var ki koku duyularım çok fena çalışır!
ama yemeden de duramam ;)
neyse! benden geçmiş aşk kardeşlerim
muhtemelen marangozumu bulamadığımdandır
ya da ev sahibi olamadığımdandır. ama biliyorum bir gün benimde evim sensin adamım olacak
belki marangoz olur (: sonra annem beni kovalar evlatlıktan ret eder :)))
filme dönelim!!! öhööm öhöööm...
koskoca filmde ağzıma sıçan, yüreğime öküz oturtan tek sahne ilk sahne idi...
baba kız sahnesi...
öldürdü öldürdü resmen.
filmin diyalogları çok sağlam değildi ama orda kullanılan bir türkü var ki resmen replay tuşuna tecavüz ettirdi..



türküde söylendiği gibi bedduam olsun. ya da olmasın iyi kötü hiç bir duam olmasın hem falcı hatun ölecek fln demişti belki ölür. o zaman dünya daha güzel bir yer olur.

Pazartesi, Kasım 05, 2012

aynalardan çok şey beklememek gerekir


“seni gördüm göreli mevsim değişti” demek istemişti o kızgın bunalımların içinden çıkarken…
Sert olan bunalımlarının şiddeti miydi yoksa o’nun bakışları mıydı?
Aynaya baktı.
Sonra birkaç kez daha baktı
Bakışları donuklaştı ve ardından koskoca bir kahkaha silsilesinin içinde buldu
Elinde eğreti duran bir sigara, yerde küllerle karışmış ufak saç tokaları..
Küllerin griliği tokaların renklerini değiştirmişti
Pislenmiş görünüyordu
Neyse ki sol tarafta duran onlarca temizlik malzemesi bunun için vardı!
tek yapılması gereken o üşengeç popoyu kaldırıp harekete geçmek idi.

Cumartesi, Kasım 03, 2012

Bana yalan söylediğine üzülmedim, bundan sonra sana inanamayacağıma üzüldüm.


bazen saçmalar hatta saçmalıkların dibine vururuz. zaten dibini görmeden yapamayız...
her şeyi illa dibine kadar yaşar geçeriz
saçmalarken eğlenir saçmalarken pişman oluruz
(...)
geçenlerde yani yaklaşık bir ay önce biri;

--"bazen çok saçmalarız, saçmalarken dibe vurduğumuzu düşünür kendimizi kaosun içinde buluruz ama bilmeyiz ki sonrasında iyi şeyler bizi bekleyecek.. ve daha da önemlisi bu saçmalıklar mükemmel olaylara vesile olacak..." demişti.

belki de haklıdır...

zaman!

Perşembe, Kasım 01, 2012

bisikletli gezmeceli aşklı bir sevgili tadından yenmezdi



insanlar ikiye ayrılır.
bisiklete binmeyi bilenler ve bilmeyenler!
bilmediğimi düşünürken bildiğimi hatta çok şeker sürdüğümü fark ettik dün.
çok keyifliymiş bisiklet sürmek inanılmaz sevdim
ve muhtemelen kendime bisiklet hediye edeceğim
bisikletle yüzyüze geldiğimizde inanılmaz yüksek geldi korktum düşerim fln diye ama bi cesaret ha gayret modunda bu işinde üstesinden geldim
herkes çok şaşırdı baya eğlendik
dururken problemlerim var.. duramıyorum. bu problemi çözdüğümde özgür kız moduma girip sık sık bisikletli gezmeceler yapabilirim
ayrıca manevi kardeşlerim birkaç gündür ağzıma etmekle meşguller!
haklılar.
bu yüzden onları çok seviyorum

şimdiki hayalim bir bisiklet, kış güneşi, kitaplar ve müziğin birlikteliğinden doğan tek kişilik belki iki(?) kişilik gezintiler ve duraklardan oluşan yaşam modu.



(...)
35 yaşıma geldiğimde bunları okuyup kehkeh hatta ahahahazuhahaha adlwahkhfkafb modunda kahkahalar patlatacağımı düşünüyorlar muhtemelen öyle olacak
acaba nasıl olurdum 35imde?
35inde bir yay kadını...
*büyümüş düşleri küçülmüş bir kadın olmayacağım kesin!
*bir orda bir burda arkadaşlarıyla laklak yapmak en büyük zevki olacaktır elbet.
*kafa dengi, hoş, bilgili, eğlenceli, gezmeyi seven bir partner bulamazsa "beyaz atlı prensim yoldadır, geliyordur" modunda olan.
*mektuplaşmayı hep sevecek
*makyaj ihtiyacı artmış
*konserleri en önden izleyen
*belki sigaraya başlamış
*arkadaşlarının çocuklarını kendi çocuğu sanıp anaç ruhunu doyuran
*adrenalinden kopamayan 
35lik çıtır olurdum çıtıırrrrrr :)
belki evlenip boşanırım (:
sanırım bu listeyi epey uzatacağım..

bu şarkıda benden iki kişilik bisikletli şekerlemeli yolculuğuma eşlik edecek xyzwqart kişisine gelsin :))


Çarşamba, Ekim 31, 2012

domates çorbası ile yayla çorbasının karıştırılmış hali gibi beynim...
yüksek lisans durumları şehir seçme muhabbetleri derken resmen Türkiye'nin tüm şehirlerini geziyorum gün içinde..
üds istemeyen ünileri bulmuş olmam kafamı daha çok karıştırıyor.
çok derdim varr çooookk!!!
seneye bugünlerde nerede olacağım acaba..

Pazartesi, Ekim 29, 2012

elleri üşüyen kızın elleri ısıtılmalı başka iki avuç ile..



"Biraz kahve molasına ne dersin?" bakışlarıyla gelmişti...
"Biraz salıncakta sallanalım mı? 
Gökyüzüne yakınmış gibi oluruz.." 
Bakışlarımla karşılamıştım onu...
ellerini arkasında birleştirmiş ıslık çalıp bir oraya bir buraya gidiyordu içimdeki kız çocuğu..
ve söylenilmeyi bekleyen yüzlerce cümlesi hazır ol da bekliyordu
canı sıkılmış olmalıydı
ama kahve!
kahve büyülemişti..
hem ellerini ısıtıp hem içini ısıtabilecekti
ya salıncaklar? gökyüzüne yakın olma isteğindeki haylaz ruh...
tek salıncak olmalıydı!
beni daha yükseğe daha yükseğe en yükseğe itmeliydi onun güçlü kolları.
ve...
 iki salıncaklı bir yerde ikimizde ayakta kalınca anlamıştık
tek başımıza çok yükseklere çıkamıyormuşuz,
kahveler salıncakta iken dökülürmüş.
döktük.
sallanamadan.
gökyüzüne yakınlaşmadan
sonra çilek yemeye karar verdik karların arasında...
(...)

Cumartesi, Ekim 27, 2012

Bana mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin?




“Hayalperestim güzel hayaller peşindeee çoooook gencim yanlış insanlar kalbimde”
Evet evet böyle biriyim
Gördüğüm güzel rüyanın etkisine dayanarak uyanır uyanmaz yazmaya başladım
Moskova görünümlü bir İngiltere’ye gidiyordum yanımda 2 kız arkadaşımla
İnanılmaz bir heyecan kaplamıştı beni
Zaten hep heyecanlanırım yeni yerlere giderken
Neresi olursa olsun yeni şeyler hep heyecanlandırır
Kulağımda "just the way you are" çalarken romantik olmamak imkansız gibiydi
Romantik romantik etrafı inceliyor yeni insanlarla tanışıyordum
Telefonumu yanımda götürmeyi unutmuştum ;))
(pek unutmak denilemez, almamıştım)
Sonra bir anda ufacık minicik içi dolu turşucuk Damla’nın 2 yaşlarındaki fotoları elime geçmişti
O an kendimi sevesim gelmiş hatta keşke çocuğum olsa böyle tatlı olsa fln demiştim
Ortada dönen geyikler derken
Şehri keşfetmeye ve fotoğraflamaya başlamıştım bile
O an dünya benim etrafımda dönüyordu..
İnanılmaz bir mutluluk 
Kızlar yoruluyor benim enerjim bitmiyordu..
Sonra uyandım..:(
Uyanınca etrafıma fln baktım ama turuncu odam ve pembeli yeşilli yatağımdan başka bir gerçek yoktu etrafımda (:
Öyle uzaklarda fln değildim
Yattığım yerden kalktım
Elimi sağımdaki çalışma masamın üstünde duran ufak pc uzattım ve bruno mars açtım
Annem şok içinde geldi
Sabahın 6sında evde yankılanan şirin bir şarkı
“bu kız kafayı yemiş olmalı” bakışını attıktan sonra ateşime fln baktı
Ahhh annemmmm ahhhh (:
Rüyama annem dahil olsaydı eminim her şey daha başka olurdu
Yolun ortasında beni durdurup kızım terlemişsin dur sırtına havlu koyayım,
Yanımızdan geçerken beni süzen adamlara alırım seni ayağımın altına çek o gözlerini kızımın üstünden bakışını atarken..
Acıktın sen ben biliyorum hadi bişiler yiyelim ama az kalorili olsun
Çok kilo aldın sen!
Diyaloglarıyla birlikte rüyam kabus olurdu ve bende huzurla uyanamayabilirdim..
Neyse ki aşk ve huzur iyidir.
Fallarıma göre iki ihtimal var aşk için.
Var gibi yok gibi olan adamın ısrarla fallarımda ismiyle cismiyle çıkıyor olması bunu fal baktırdığım 7-8 kişinin söylemiş olması ironik oldu…
Ayrıca  4 ay varmış aşkı bulmama
Hatta biri haziranda kutlama fln dedi ama bilemiyorum.
Benim jupiterde yaşama ihtimalim bile daha yüksek geliyor
Çünküüüü aşksız koca olmaz
Aşksız ilişki olmaz
Heyecan yoksa olmaz kardeşim
Olmazda olmazzzzzz.
İlle de heyecan romantizm ve aşk gerek..
Yeni dönem erkekleri ile bu ne kadar mümkün tartışılır!
Ama olsun
Her kalbi kırık kadın gibi bende kendimi kariyer iş okul fln derken büyük bir kaosun içinde bulup sonra gördüğüm ilk sakallıyı dedem, pardon beyaz atlım sanıp büyük bir yanlış yapabilirim
Bunu düzenli olarak yaptığımdan idmanlıyım!
...
Keşke zaman makinesi olsa hopppp diye beni Rönesans dönemine gönderseler
Oooooo lalllll laaaaaaaa
Çok keyifliii
Kabarık kıyafetler şairane bakışlar bol bol çiçekler
Yakışıklı adamlar
Ben hayal kurmaya devam edeyim bir sonraki rüyamda Somali ile Paris’i sentezleyebilir, hatta Afrika’daki yamyam kabilelere o lanetler yağdırdığım adamları gönderebilirim.
Ankara soğuk dediler ama sıcacık oldu
Güneşimle gelmişim farkında değilim
Bir de inanılmaz ucuz her şey. Yani her şey indirimde
Bendeki bu indirim görünce kendimi tutamama durumum ne olacak inanın bilmiyorum
İndirim reyonuna eski sevgilimi koysalar bakmadan sepete atar geçerim nasıl olsa bir gün işime yarar diye (((::::
Şakaydı.
Üstüne para verseler almam !
Ben balonlar sonsuz aşk diye ütopik hayallerime devam ederken sabah sabah tv de “yukarı bak”ın oynuyor olması evrenin bana bir mesajı olabilirdi (: Türkçe dublaj sevmesemde ayıla bayıla izledim yani.
Geçenlerde kendime aldığım ve adını “kendime not defteri” koyduğum defterime onlar (carl&elly) gibi yapacağım şeyler fln diye bir bölüm mü eklesem hatta cennet şelalerine mi gitsem…
Animasyon izleyip ağlayarak kendimi bir kez daha sevdim
Carlllll canımssss bir gün posta kutumuzu boyayacağımızı biliyorum
Adın Carl olmayabilir Abidin Tahsin olması bile mümkün
O halde
“bana mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin?”

Perşembe, Ekim 25, 2012

bir yolculuk güncesi (:


bayramları çok sevdiğim zamanlarım oldu
harçlık aldığım dönemler
yani son 3 yıl öncesine kadar fln
artık harçlık yok
e haliyle bendeki bayram sevinci de gitti uff oldu
gayet pragmatik takılıyorum ama ne yapayım
içimdeki bayram sevincini aldılar :(
çok harçlıklı zamanlarım gibi olsa keşke
ama öyle ya da böyle bayram dediğin ana baba yanında geçer!
bu durum bazen zor olabiliyor
aslında pek keskin konuşmamak lazım
yani onların yanında geçse iyi olur hoş olur tadından yenmez
o baklavalar sarmalar böreklerrrrr kimseye yar etmek istemem elbette:))
bayram falan filan derken hatta bilet bile bulamamışken kendimi Ankara yollarında buldum. (şuan yoldayım)
bendeki rahatlık kimsede yok.
yoktur yani bu kadarı olamaz
geceden kalma, yorgun ve gayet salaş halimle son ana kadar valizime bile dokunmadığımı fark ettim
karnımın içinde çok sesli bando takımı en gürültülü şarkılarını çalarken düşüneceğim tek şey yemek oldu.
suzii yi çağırdım en yakındaki kebapçıya gidelim dedik bir de ne görelim kapalı!!!
ne yani hep açık bugünü mü buldu..
biraz uzak bir yere gitmek zorunda kaldık
ordaki salak garson üstümüze kola şalgam ne varsa dökmeyi başardı 
sağolsun.. saygıyla anıyoruzzzz
son 45 dk kaldı ve ben hala ojelerimi değiştireyim derdindeyim e birde hürrem var ona bakınayım çıkarım diyorum
son anda valiz ıvır zıvır halledip bir kaç dk içinde attım kendimi dışarıya 
ve ve veee! yanlış otobüs 
evet yanlış otobüse bindim
özlem tekinin bana verdiği gaz ile koca valizi sırtımdaki çantaya rağmen ve tek hamlede otobüsten indirmiş olmam da çok şekerdi
otobüsteki kaslı çocuk "durun ben indiririm ağırdır o şimdi diye bıyık altı hatta kendince çapkın gülüşünü yaparken"
 ben "gerek yok ben hallederim diye tek kol koca valizi çaaattt diye otobüsten indirme eylemini gerçekleştirdiğimde evet ben dağları bile delerim tek başıma moduna girmiştim bile
o anda hafif esen rüzgar saçlarımı dağıtsaydı bir de birazcık kaslı bir bedene sahip olsaydım epey o gazla devam edebilirdim neyse ki servis gelmedi
yani kaçırdım
sonra başka bir servisle yetişmeye çalıştım
bindim otobüsüme hatta kapılar açıldığında ilk içeri geçip oturan oldum çünkü dışarıda beklemem için nedenim yoktu.
(ahhhhh yalnızım dostlarım moduna girdim şimdi de)
kendime şanslıyım derim hep ama değil
ne zaman yolculuk yapsam oluyor bir şeyler
bu seferde yolda kaza oldu ve yaklaşık yani en az 1 saat fln kıpırdamadan afyonun ayazında otobüsün buzzzz havasında bekledik polislerin işlerini halletmelerini ve hadi gidin demelerini...
ilk defa bu kadar uyudum
bindim uyudum inmek üzereyim yeni uyandım hala esniyorum uyurum yani
3 gün Ankara için çok kısa bir süre:(
ama alışveriş için yeterli (:
hala 1,5 saatlik yolum olduğunu tahmin ediyorum kim bilir eve girene kadar daha neler gelecek başıma.
herkese bol harçlıklı bayramlar diliyorum umarım işler kesat gitmez !
bu sefer bende umutluyum olmazsa ego tatmin olsun diye çaktırmadan kendi kendime harçlık verebilirim
aman yeaaa! uyku sersemliğimden böyle saçmalıyorum sanırım




Pazar, Ekim 21, 2012

mutluluk ile yer çekimi aynı masada oturamıyorlarmış ;))


Yer çekiminin ihlal edildiği, etkisinin görülmediği alanlar var-mış:) 
Elindeki balonun gücü ile mi yükseliyordu ayın zerafetine karşı?
Yoksa içinde uçuşan kelebekler miydi yükselmesini kolaylaştırıp hızlandıran?
Mutluluk ile yer çekimi kanunları aynı masada oturamıyorlarmış.
Evet evet bunu biliyorum.
İçimde mutluluğun, heyecanın, çocuksu yanımın, aşkın, tutkunun, sevginin serçe parmaklarından tutup halay çektiği şu günlerde ayaklarımın yere basmadığını yer çekimine kafa tuttuğunu hatta dalga geçtiğini izlemek inanılmaz keyifli..

Cuma, Ekim 19, 2012

azdan çok, çoktan az...


Ah D&R vahhh D&R…
Her gün bir kitap alan beni ne hallere soktun
Evet evet çok fazla kitap okumalardayım
Böyle dönem dönem bir şeyleri çok yaptığım olur benim
Fazla film izlerim fazla gezerim fazla yerim fazla okurum vs vs
Yani hep fazladır
Dengem hiç olmadı
Beceremedim
Elimdeki kitap bitmek üzereyken girdim bakındım ne alabilirim diye yeni çıkanlar ve çok satanlarda aynı kitap olunca bakmadan aldım
Nasıl olsa okurum sürpriz olsun fln diye
Aman tanrım ne kitapmış
Okurken yüzümün kızardığı an ev dışında başka yerlerde okunmaması gerektiğini anladım
Anlaşılacağı üzere yoğun şehvet, fanteziler ve seks ile donatılmış bir kitap
Konusu enteresan acaba sonunda ne olacak diye merak ettirenlerden
Bizim romantiklerimiz hala sorsunlar saç telin evime düşmeden var mı müsaden diye?
Eee peki bu soranların güncel hayata uyarlanmış halleri nerelere saklandılar!!
Görmek tanımak istiyoruz efenim.
Zarar vermeyiz uzaktan baksak da yeter.
Yeter ki yaşadıklarını bilelim, umut kapısı işte.
(Ayrıca 18-19.yy yaşasaydım inanılmaz romantik olabilirdim hatta dev gibi bir aşkım olabilirdi..Güncel dönem aşklarına ayak uyduramıyorum sanırım..)
Evimde tek kalmayalı epey zaman olmuştu.
Korktuğumu da unutmuşum!
Neyse ki tanrının bana vermeyi unuttuğu kız kardeşim geldi çay demlendi ve güzel balkonuma geçildi..
Cem adrian eşlik etti..
Ay’sız gece esen rüzgar ve konuşmadan oturan bizler…
Gündem konumuz bendeki büyük değişim idi.
Biraz konuşulunca kapatıldı bu konu da
Her şey gibi.
Dün ise uzun zamandır beklediğim ve olsun istediğim bir gün oldu
Ne dilediysem hepsi ard arda gerçekleşti
İnanılmaz mutluydum çoook uzun zamandır böyle hissetmemiştim.
Zafer kazanmış olmanın ukalalığı bile sardı bedenimi
Ooooo oooo ooolleeyyyy diye zıp zıp zıpladım resmen
Bugün ise uyandığımdan beri bir melankoliii bir mutsuzluk hali ki sormayın anacım
Çok fena yani
Diş macunum bitti diye üzülürken dış fırçamın kırılması gibiydi.
Aslında iklimtoş gittiğinden böyle oldum
Evimde o muhteşem(!?) vanilya kokusu kısa süreliğine olmayacak
Ahhh evet. Keşke kokusunu değiştirse
Kendimi bildim bileli vanilyalı şeyler midemi alt üst eder
Sanırsınız ki içimde birileri sörf yapıyor..
Sörf demişken kar yağsa keşke.
Kar görmeyi karda yürümeyi
Kar yağarken yüzümü havaya kaldırmayı özledim
Kış gelsin kar yağsın yüzüm ıslansın ve bu yazımda böyle bitsin..


Cuma, Ekim 05, 2012

ben söz dinlerim!


son sessss!
bağıra bağıraaa amaaannn amaaannn amaaaaannn derken 
sabah uyandığımda havanın bu kadar güzel olacağını bilemezdim
bu kokuya bayılıyorum
serin hava temiz kokulara iyotlar karışmış yollar ıslak
mmisss misssss
keşke işe gitmesem ve sahilde biraz yürüyebilsem.. ne iyi olurdu.. derken sabahın 8-9unda kendimi konyaaltı sahilinde buldum :)
çok tatlıydı bu havada denize giren insanlar vardı
önümde yürüyüş yapan ak saçlı çiftimizi kıskandığımı anlatmıyorum  bile
her zamanki gibi iş çıkışı bir yerlerde oturulup günün kritiği alındıktan sonra kalktık gittik falcımıza..
şok şok şokkkk içinde çıktığımda keyfim yerine daha bir gelmişti. hem bana da keyifli olmak yakışıyor
cıvıl cıvıl hallerimi özlemişim neydi o son 1,5 ay..
kabusss kabusss
neyse ki uyandım o kabuslarla biten rüyadan...
uyandırılmayı sevmeyen ben bu sefer sevdim bu durumu. uyandırılmak iyiymiş
"hadi kızım kalk toparlan hemde hızlı hızlı çabucak
son otobüsü kaçırır telaşında.."
hızlıca!!!
bende söz dinledim.
kaçırmadım kaçan otobüsü hemen koştum ve atıverdim içine kendimi..
ama yine de görmemezden gelmek zor oluyor. bir insan niye ayrılınca çirkinleşir ki?
acaba hep mi böyle kötü biriydi diye düşünüyorum
ya da ben çok aptaldım göremedim
ya da bilinçli davranışlar bunlar
anlamıyorum :(

(**)

az kalsın unutuyordum
bazen insanlar çok çalışınca saçma sapan düşünmeye başlayabiliyormuş 
hatta hasta bile olabiliyorlarmış
kızın biri? tutmuş sevgilisinin teeeee kaç yıl önceki kız arkadaşının ajanlığını yapmaya başlamış (:
yazık değil mi güzelim harcadığın zamana?
hem o güzel beyninin kıvrımlarından neler geçiyor senin?
saçını başını yolasım geldi :)))
bence bana saçını başını yoldurmadan git daha mantıklı eylemlerde bulun! mesela normal kadınlar gibi alışveriş yap kuaföre git.. evet evet kuaför senin aradığın şey. çok ciddiyim ilaç gibi gelecektir. böyle davranış yapan bir kız profili çirkin olmalı pardonnn bakımsız.. çirkin kadın yoktur diye boşuna mı bağrınıyor kuaför kardişlerimiz ;))) 
tavsiyeme uy.
:))))
(**)

Pazartesi, Ekim 01, 2012

kalbimi kırma... bir gün duracak nasılsa...

içmeden sarhoş olunma eylemi vardır ki sadece birkaç anıya bakar. içinizden çıkmayan, kaldığı gibi yerini sabitleyen hatta bir ömür unutulmama garantisini verenlerden..
zaten çok fazla düşünmeden hemen akla gelir. istemeden gelir hatta gelince kovalamak istersin yine gitmez..
bir ömürlük garantisi var ya paşamızın gitmez yani kolay kolay.
(***)
bugün arabanın arkasında camın kenarına ilişip camı açıp müziği dinlermiş gibi yaparken yüzüme her rüzgar çarptığında gözlerimin önüme yusufçuk'lar geldi... ipek gibi kanatları.. o güzel görüntüsü... sanki kanatları olmadan çirkin olacakmış gibi yaşamayacakmış gibi... kanatları yırtıldığında öleceklermiş gibi narin ve naif... uçar kaçar ama kanatları yırtıldığında ölür kalırlar... onlar geldi işte aklıma... acaba coldplay ve jason mraz dinleyemeyecek miyim... :(
(***)
bi de göz görmeyince gönül katlanır lafı ne kadar doğru bunu bilmek istiyorum!
ayrıca bilmek istediğim milyonlarca şey olduğunu fark ettim...
limonlu bağımlısı olmuş olabilirim
şöyle romantik-kadın değeri bilen- erkek profili çizen şarkıcı adamlar var ya işte onlar ile ilgili numeroloji ne diyor merak ediyorum. eğer doğru ise işim çok zor...
Pamela'nın dediği gibi "özümüze dönmek için bir şeyler yapmak lazım..." vs vs 
ev sahibi miyim? yoksa kiracı mı?
(***)
kendim gibi düşünmeyi öğrenmem gerekiyormuş!
belki de eskisi gibi pamelA dinlemek iyi gelecektir.
ya da olymposta bir kaç gün. tertemiz nefesler...
ama şunu inanılmaz öğrendim... yavşak ya da şerefinin arkasında duramayan erkek çocuğunu bilmek için bir kızın egemenliğine girince anlayabiliriz hele ki bu egemenliğe girişi farklı iki kadında gözlemleyebiliyorsak sonucumuz kesinlikle hatasız ve kusursuz demekmiş ;)
ve bir kadın bir şeyi sevgisinden istiyorsa haklıymış demek gerekir!
bir an kendimi frenledim!! şştttt dedim...
hadi yeter dedim
hatırlama
anımsama
pamela dinle 
siktir çek
limonlu iç
cebindeki son paranı harca 
ailenin kıymetini bil
dostlar aile demek unutma
hatta git mutfağına dolabını tırtıkla...
neyseki geçenlerde aldığım cipsler ve kız kardeşlerin kötü gün limonluları var yanımda! misss..
vs vs
(***)

bu da öyle bir yazı oldu işte birbirine bağlayamadığım ..

Pazar, Eylül 23, 2012

yüzümdeki boyalar beni ne kadar saklar?





günlerce öncesinden bu tarihi belirleyip sonra günü sırasıyla yaşamak çok tatlı oldu.
gökseli çok yakından görmek ise çok keyifliydi
biraz balık etli kızımız ama çok hüzünlü
hatuna eller havaya yapmak yakışmıyor
hani mikrofon önünde sabit durup şarkı söyleyenler var ya işte onlardan
bi de kollarını kuş gibi açıyor
konser sırasında acaba ne kullanıyor bu hatun diye tartışmasını yaptık (:
bağıra bağıra şarkılarını söyledim
hopladım zıpladım dans ettim
aaaaa bir de hayatımda ilk defa sevgili ile konser gibi bir etkinliğe katıldım.
bunu da ayrı bir zamanla anlatırım.
ayrıca epey mimlendiğim için yeni bi blog açma fikri kafamı kurcalayıp duruyor.
önce göksel dedik sonra canyona meyhaneye gidip çok sevdiğimiz diğer çift arkadaşlarımızla eğlendik
masaya gecenin sonlarına doğru bir çift daha gelince masa iyice şenlendi
canyon kapandı ve biz hala oturuyoruz
oturdukça oturduk
garsonlar mekanı toparlıyor biz muhabbet edip rakıların dibini görme telaşına giriyoruz
falan filan....

bu akşam levent yüksel var.
çok severim kendilerini
hatta tüm şarkılarını ezbere bilirim diyebilirim
bu psikoloji ile gidersem nasıl etkisi olur bilemiyorum
yeni bir iş yine gülecek bir neden lazım derken günleride yedim bitirdim
bana yeni uğraşlar lazım gerçekten içten keyiflenmem için...
önerisi olan?


Perşembe, Mayıs 31, 2012

Siz hiç kaybettiniz mi kendinizi?



İnsan en çok kimi kaybettiğinde çıkmaza girer sizce?
Bence kendini.
Siz hiç kaybettiniz mi kendinizi?
Aramaya bile çıkamadığınız oldu mu?
O bildiğiniz halinize adressiz kaldınız mı?
Ben kaldım.
Biri vardı evimde, bana benziyordu ama ben değildi.
Yatağın soluna yatıyorduk ikimiz de, yazı yazıyorduk, şarkı söylüyorduk, en yakın arkadaşlarımız bile aynıydı, kıyafetlerimi giyiyordu o kız.
Arabamı kullanıyordu, koltuğumda oturup sevdiğim diziyi izliyordu.
Benim makyaj malzemelerimle boyuyordu kaşını, gözünü.
Benim yerime söylüyordu bomboş sözümü.
Kitaplarımı okuyordu, fincanımdan kahve içiyordu.
Hık demiş burnumdan düşmüştü yabancı... '

GİT' DİYEMEDİM ONA 
"Git" diyemedim ona, o da gitmedi.
Kalması bin beterdi.
Neredeydim ben? Nereye kaçmıştım?
Öyle özledim ki kendimi, bundan beter özlem tanımadım.
Çünkü yerime koyacak bir şey yoktu. Başka gülüşler, başka neşeler, başka tenler, başka heyecanlar dolduramazdı yokluğumu.
Yoktum...
Bir yerlerdeydim...
Sonra oturdum o şarkıyı yazdım: 'Su Gibi Gel' "Düşünmeden gittin Düşünmeden gelir misin?
Uzundur yoksun Sakinleşince döner misin?
***
Beni sorarsan aynı Aşığın ilacı var mı?
Gece, gündüz karışmış Sevmemenin yolu var mı?
***
Yalnızın sabahı olmuyor olmuyor Bilmem ne söylesem olmuyor...
***
Su gibi gel bilmediğin hallerdeyim Sen gibi gel bilmediğim yerlerdeyim."
Her şarkı için sorarlar, "Bu şarkıyı kime yazdın?" diye... Çoğu zaman söylemek istemez şarkıyı yazan.
Dinleyenin hayal dünyasını bozar diye, başkalarına anlamlar yüklenmesin diye...
Ama ben söylemek istiyorum, zaten yukarıdaki girişten ve gelişmeden anlamışsınızdır; bu şarkı benden bana.
Kendime yazdım. 

(...)

yazmış kalemi sağlam yüreği rengarenk güzel kadın.. evet bir kadın.. aslında her kadın gibi herkesin hissettikleri gibi...
ancak genelde kaybettiğimizi bulamayız genelde.
özümüze dönme çabalarımız sonucu yapılan eylemler birbirine eklenir eklendikçe kocaman vagonlu upuzun trenler çıkar ortaya.
çok beğendim yazısını da şarkısını da çektiği klibini de saçlarının rengini de 
her şeyiyle emeğine sağlık bu güzel kızın.
umarım gerçekten(!) kendine kavuşur. 
umarım kaybeden herkes kendini bulur ;)



Pazartesi, Nisan 30, 2012

geri dönüşüm kutularını hep çok faydalı bulmuşumdur. 
ne de olsa her şey dönüşüm içinde..
mavi kapakları toplayanları başka severim
kocaman kocaman sarılasım gelir. 
içimden sarılırım..
iyi insandır onlar.
ya da o an iyi olurlar.
çevreye duyarlı olmak insana insan gibi hissettiriyor kendini..
ancak bu çevre içinde insanların olduğunu unutuyorlar genelde..
yapılan davranışların geri dönüşümü bu kadar olumlu ve iyi niyet barındıramayabiliyor içinde...
olmuyor yani.
ne yapılırsa yapılsın 
"mey biter, sakî kalır. her renk solar, hakî kalır. diploma insanın cehlini alsa da; hamurunda varsa eşeklik, bakî kalır.."

bu mikemmel sözden de çıkılacağı üzere eşek eşektir işte hepsi bu...

şu sıralar tüm bu olumsuz ruh halimin nedeni ise bu geri dönüşüm çemberinin siyah kısmını görmüş olmam idi...
olanları, davranışları, kısaca elimdeki tüm verileri alıyorum eviriyorum çeviriyorum döndürüyorum...
önden
arkadan
sağdan
soldan 
üstünden 
altından...
her yanından tekrar tekrar bakıyorum...
ama yok arkadaş
elle tutulur mantıklı iyi niyet göstergesi yok..
üstüne pişkinlik cabası...
neyse...
ne mutlu Türküm diyene :)

Cumartesi, Nisan 21, 2012

bıraktım dağınık kaldılar... hiç toplamadım... sonra unuttum... sonra gördüm... ama artık dağınık olmuştum, toplayamadım!



havaların dengesizliği yansımış olmalı ruhuma! aksi taktirde ben bu kadar dengesiz olmadım hiç...
ne mutluluğumun tadını biliyorum ne mutsuzluğumun.
tabuların gereksizliğini anladım, yıktım... yıktımda enkazını toparlamayı unuttum.
her yıkışımda, her yakışımda dağınıklığımı devam ettirdim.
üstümü çıkardığımda kıyafetlerim orda burda kalırlar.çıkardığım yerde olurlar genelde.
hiç özenle katlayıp koymadım dolabıma.
düzensizdim
dengesiz oldum.
dengesizliğim düzensizliğimden mi geldi bilemiyorum
belki dediğim gibi havalardandır.
öyle işte bıraktım dağınık kaldılar
hallerinden de mutlu gibiydiler
sesleri çıkmazdı arada bir geçerken gözüme çarpardı, dokunmazdım
bırakırdım dağınık kalırlardı...
bıraktım, toparlamadım...
yanık kokuları, çürük kokuları kapının altındaki ufacık delikten sızmaya başladığında yeni eşyalar koydum önüne
ama koku bu!
hiçbir şeye benzemez..
alır götürür duyumsandığı anda yıllar öncesine ya da günler ya da aylar.
herneyse işte! zamanda yolculuk yaptırır.
iyileri hatırlatacağı gibi en çok kötü şeyleri anımsatır.
yüreğine dokunur kokular insanın
kokar işte...
ufacık bir çürük kokusunun tüm evi nasıl sardığını bilirsiniz ya da keskin bir parfum kokusunun bindiğiniz otobüsü anında nasıl kapladığını..
 yaşamışsınızdır.
işte bundan bahsediyorum..



ben bile bazen kendimle tanışma ihtiyacı hissediyorum
insanları bu kadar gözlemlerken, kendimi bu denli tanıdığımı düşünürken her geçen gün kendimi şaşırtma rekoru kırıyorum.
aferin bana aferin...!
aferin...
biraz anne sözü dinleyip derli toplu bir kız çocuğu olmalıyım.
yoksa bu dağınıklık arasında boğulup ölebilirim!!!

...




Perşembe, Mart 15, 2012

hiç olma"mış" gibi yapmak ve "hep olacak" ikilisinin ayrımı..

Güzel başlanılan tadına doyulmayan hatta yanından ayrılındığında özlenmeye başlanılan insanlar ile gün gelir aynı masaya oturmak istemeyiz. hatta bu aynı masaya oturma eylemini istememe durumu kişilere ve ilişkinin bitiş nedenine göre değişebilen bir durumdur... 

iki gün önce sevgiyi dibine kadar hissettirdiğim bir adamı tanımamazlıktan gelmem (...) çok adice olacaktır. ayrıca  güzel paylaşımlar güzel dostluklar kurulmuştur mutlaka. 2 senemi, 3 senemi geçirdiğim bir adamı görsem özlemle yaklaşırım hatta sarılıp nasılsın diye sorarım. aynı ortamda rahatsız olmayı geçtim birlikte birer kadeh bir şeyler içip yemek bile yiyebilirim. çünkü hala severim nefret etmem. geride bırakılan günlerin geyiğini yapar tatlı tatlı gülebilirim. eğlenerek gözlerinin içine bakarak bıcır bıcır bir dostum ile konuşur gibi konuşabilirim. 

konuşmadan imzalanılan anlaşmalardandır bu durumlar. ilişki bitirilir son kez konuşulur hoşça kal denilir...

bir de hoşça kal diyemediklerimiz var-mış. olur-muş. öğrendim. 

böyle zamanlarda ise hiç tanışmamış gibi yaparız, hiç öpüşmemiş gibi... hiç üşümemiş, ellerimizi ısıtmamış gibi... hiç şımarmamış, hiç sarılmamış, kokusunu hiç içine çekmemiş gibi.. yüzünü hiç okşamamış ellerinden hiç tutmamış gibi... sigara paketini elinde taşımasın diye çantama hiç koymamışım gibi, hiç heyecanlanmamış gibi... 
hiç olmamış gibi... şarkılarda birbirimizi bulmamış gibi...


ölmüş gibi ya da hiç doğmamış gibi...


hiç...


Kant'ın söylediği gibi -mış gibi yapmayı burda öğreniriz... 


Salı, Mart 13, 2012

Saki'li-Tuğçe'li doğum günü:)) ne iyi etmişler de doğmuşlar.. bir daha 13 mart doğumlu birini görürsem kaçarım kehkehleh:)))


iyi ki doğdun lallll la la laaaaa! gördün mü bak 24 oldun:)
şarap mübarek şarappppp :) heyt yawrum benim beeeee! (ıslık çaldığımı düşün)) bak laf attım sarktım sana. noluyor lan! yok yok vallahi kızlara ilgi duymuyorum. 
ama seni çok seviyorum canım kardeşim..

heyy cik cik cikkkkkkk:) sana boncuktan kuş yaptım konacak pencerene:)))))
neyse öhööömm öhöömmm! bir ki üç..

"dur orda!"
"damla sakin"
"yapma"
"etme"
"fevri olma"
"boşver"
"tepkisiz kl"
"sessiz kal"
"hızlı karar verme"
"telefondan uzak dur"

gibi bol ünlemli telkinleri, ünlemsiz, naif, kırmadan, incitmeden, güler yüzüyle bana anlatan ve bu söz dinlemez başına buyruk kızı dizginleyebilen tek insan...

çirkin sesime rağmen söylediğim şarkıları büyük sabırla dinleyebilen...

tüm fırlamalıklarımda "damladır yapar" diyebilen...

içimden geçenler ile dışımdakilerin farkını benden iyi bilen...

tabiri caizse bakışımdan ne hissettiğimi ne söylediğimi anlayan...

bazı şarkılarda replay tuşunu taciz ettiğimde yeter demeyen... 

her yemek sonrası doymadığım için tabağındaki yemeğini benimle paylaşan...

derdimi derdi yapıp birlikte adım atabilen...

körler sağırlar birbirini ağırlar muhabbetini tam zamanında yapıp güldürebilen...

yanındayken içmeye korkmadığım hatta sadece yanımdayken mavi ile bir araya geldiğim...

alışverişlerde eğer aynı şeyi beğendi isek beğenmemiş gibi yapabilen...
(ki bu kızların arkadaşlıklarında çok önemli bir konudur:))

törpülenmemi sağlayan

dinginliğin ve sessizliğin savaşmaktan öte olduğunu gösteren...

yol arkadaşım...

(...)

içimden o kadar çok cümle geçiyor ki birinin yazarken diğerini unutuyorum sonra yenileri ekleniyor sonra yenileri daha. bu yaşanmışlıklarla doğru orantılı olsa gerek.
bugün SAKİ'miz doğdu. SEN doğdun. 
biri sarıldığımda tüm dertlerimden soyutlandığım diğeri ise en kıymetlim..
Saki olduğu için evimi daha bir seviyorum. gelip kucağımda uyuduğunda çoğu zaman keşke konuşabilse diyorum... 
sen olduğun için kocaman bir şehri seviyorum. 
Antalya'daki leziz yemekleri ne nerde güzel yapılır bana öğrettiğin ve kilo almama neden olduğun için sana saygılarımı sunuyorum:)
hep söylerim bilirsin "ideal eş" şöyle olmalı böyle olmalı diye ve hiç değişmeyen bir cümlem vardır ki bunu bir erkek ne derece yapar bilemesem de insanın hayatında "konuşmadan anlaşabilmesi, anlayabilmesi, söylediklerinin davranışlarının ötesinde olanı görebileceği" birinin olması büyük bir ayrıcalıktır.
ayrıca beni bu kadar iyi tanımak zorunda mıydın..
maskemi sadece seninleyken takamıyorum.
taksam da değişen bir şey olmadığı için bendeki asıl beni tanıyan sen, iyi ki varsın...

duygusala, derinliğe bağlayasım yoktu. en azından burdan yapasım yoktu bilirsin beni söz konusu duygular olunca pek iyi değilimdir. hissettiririm ama anlatamam ama gel gör ki yaşanılanları olayları öyle güzel anlatırım ki..
ayrıca bu gidişle bekar kalan özgür kız modundan çıkamayacağımız için yani pek dilim varmasa da söylemeye evde kalacağımız için:) planlarımıza her geçen gün yenilerini ekleyebiliriz diyorum. hatta en son Çıralı sahilinde konuştuklarımızı hatırlamalısın derim.
aaaa nasıl olur da geçerim... benim kırmızı woswos ile senin mor woswos listemde ilk sıralarda:) 
bilirsin hep derim herkes gider dostlar arkadaşlar kalır. bu nedenle dost vardır ki sevgiliden öte...
zamanın içine sığmadığımda, içimdeki savaşlarda beni silkeleyip çilek tadında gülümsemelerimi hatırlatan ve özümden uzaklaşmama engel olan güzel insana onyüzbinmilyon kez teşekkürlerimi sunmayı borç bilirim :))))
çok resmi oldu be.
seviyorum şekerim iyi ki doğmuşsun 
(pastan frambuazlı ve bol kremşantili olursa sana kalmayabilir bilgilerinize;)))
kucak dolusu öperim yanaklarını mıncırdar kocaman sarılırım :)


hatta ve hatta dinlerken keyif aldığımız şarkıları paylaşayım farklılık olsun bir de bensiz dinle bakalım:) kulakların tırmalanmadan bağıra çağıra söylediklerimizi... 


Dinledikçe keyifleniriz..:)



alkol masalarımızın vazgeçilmez şarkısı...


Tanrıya dua ederken korkuyoruz.. ya duyarsa? yanlış anlarsa? 
(hep ya eksik anlıyor ya yanlış;))



"Dokunmasın, değmesin hayat sana..." 
Damla: Bu söz her ilişki sonunda söylenilebilinecek kadar, severek bitmeli derim bu sözler için.. 
Tuğçe: Yine de hep ince bir sitem var bu şarkıda... dersin..

evet haklısın...


İlhan amcamızı unutmadım ;)



Barış amcamızı unutamadım 


incindim, incitildim derinden
terkettim kendimi

tesadüfen karşılaştım içimde
kendimle yeniden

bir minicik kız çocuğu bak
duruyor orada hâlâ
anlatamam gördüklerimi
o neşeli çocuğa



Yüzümüzü dökmeyelim emi!


zil sesiiii :)


ilk platonikliklerimiz


ve..

mayın tarlası ile nokta koyar yazımı bitirir gözlerinden öperim :*