Pazartesi, Ocak 09, 2012

Mutsuz günler.



Sıkıntılı günlerime adım atmış bulunuyorum. Aslında neşeli eğlenceli şeyler yazmayı isterdim bunu inanın çok isterdim ama ne yazık ki şu an ki ruh halimle bunu yapmam pek olanaklı değil. Psikolojimi bozan olaylar sıralandı. Hepsini yaşamamış sayasım var aslında ama mümkün değil.

Saki büyümüş… Gerçekten büyümüş ve Mart ayı sendromuna girmiş. Fark ettiğimde dünya başıma yıkıldı resmen. Benim masum ufak şeker şirin oğlum büyümüş ergenliğe girmiş bir de çifleşmek istiyormuş!!! Oysa ki o hep temiz masum kalacakmış gibi bakardım ona. Bembeyaz görüntüsünün bende ki yansımasıydı belki de. Ya da ben yanlış anladım onun gelişim sürecini. Şimdi ben nasıl kabul edeyim oğlumu başka hatunların yanında! Bir de duygusal bir yakınlaşma olmayacak gayet alışveriş modunda çirkin bir eylemin içinde yer alacak. Daha önce de birkaç yazımda hormonların içgüdülerin etkilerinden bahsetmiştim ve bu konudaki düşüncelerim hiç değişmedi. İçinde duygu barındırmayan hiçbir yakınlaşmaya sempati ile bakamıyorum. Keşke Saki’ler konuşabilse…



Bu cümleyi uzun zamandır çok kurar oldum. Konuşsun oğlum benle:D başkalarının oğulları kızları da konuşsun. Hepsi konuşsun! Saki konuşabilseydi belki çocuk sahibi olmak bile istemeyebilirdim. O kadar seviyorum sıpayı! Ona karşı şu sıralar ki uzaklığımın hayal kırıklığımın farkında olsa gerek süreki kendini sevdirme çabasında! Uyurken uyandırıyorum dayanamayıp sevmek için. O kadar tatlı o kadar masum görünüyor ki…

Neyse sorunumun biri bu. Çözümü de belli. Kısırlaştırmak. Bu konuda arkadaşlarımın büyük kısmı bir defa çifleşsin sonra kısırlaştırırsın diye telkinlerde bulunuyor! Kızıyorum bunu söyleyenlere içten içe! Masum kalsa oğlum saflığını korusa.. hadi bunları geçtim ya hatun hamile kalırsa nolcak çocukları??? Çoğu dışarıda kalıcak yuva bulunamazsa. Eee bulundu diyelim ya kötü aileler olursa! Sorun üstüne sorun. Anne olmak zor. Ve iyi ki kaynana değilim maazallah fena olurdum fena… Ömrümce kimseyi kıskandığımı hatırlamıyorum sahip olduğum hayvanları kıskandığım kadar. Bu da benim için başka bir trajedi olmaı. Ya da farklı bir özgüven.!

Daha bu sendromu atlatamamışken finaller girdi araya! Al işte… Çifte sorun. Lisede verilmeyen ev ödevleri üniversitede saçma salak bir formatta verilmeye başlanıldı! Etmediğim küfür kalmıyor. Üniversitede hoca olurken başka kriterler belirlenmeli önce sağlık sorunlarına bakılmalı hatta uzun bir psikiyatri sürecinden geçirilmeli başka türlü olmuyor. Olur gibi olunca da başımıza neler geliyor görüyoruz!!! Saygıdeğer pek muhterem öğretmenlerimizden birisi bizler kitap okuyalım diye kendi zevkine göre seçtiği saçma sapan 3-4 kitaptan birinin özetini istedi! Maşallah inşallahlarla dolu kitaplardan ne öğrenmemizi istediğini sorgulayamıyorum bile. Bunu yapınca filozof olacakmışız herhal. Belki camilerde vaaz fln verecek düzeye erişiriz belki! Neyse önerdiği kitaplarda da söylenildiği gibi Allah büyüktür kardeşlerim!!!

Neyse şu finaller bitsin diyete başlıcam :)

Hiç yorum yok: