Perşembe, Mart 15, 2012

hiç olma"mış" gibi yapmak ve "hep olacak" ikilisinin ayrımı..

Güzel başlanılan tadına doyulmayan hatta yanından ayrılındığında özlenmeye başlanılan insanlar ile gün gelir aynı masaya oturmak istemeyiz. hatta bu aynı masaya oturma eylemini istememe durumu kişilere ve ilişkinin bitiş nedenine göre değişebilen bir durumdur... 

iki gün önce sevgiyi dibine kadar hissettirdiğim bir adamı tanımamazlıktan gelmem (...) çok adice olacaktır. ayrıca  güzel paylaşımlar güzel dostluklar kurulmuştur mutlaka. 2 senemi, 3 senemi geçirdiğim bir adamı görsem özlemle yaklaşırım hatta sarılıp nasılsın diye sorarım. aynı ortamda rahatsız olmayı geçtim birlikte birer kadeh bir şeyler içip yemek bile yiyebilirim. çünkü hala severim nefret etmem. geride bırakılan günlerin geyiğini yapar tatlı tatlı gülebilirim. eğlenerek gözlerinin içine bakarak bıcır bıcır bir dostum ile konuşur gibi konuşabilirim. 

konuşmadan imzalanılan anlaşmalardandır bu durumlar. ilişki bitirilir son kez konuşulur hoşça kal denilir...

bir de hoşça kal diyemediklerimiz var-mış. olur-muş. öğrendim. 

böyle zamanlarda ise hiç tanışmamış gibi yaparız, hiç öpüşmemiş gibi... hiç üşümemiş, ellerimizi ısıtmamış gibi... hiç şımarmamış, hiç sarılmamış, kokusunu hiç içine çekmemiş gibi.. yüzünü hiç okşamamış ellerinden hiç tutmamış gibi... sigara paketini elinde taşımasın diye çantama hiç koymamışım gibi, hiç heyecanlanmamış gibi... 
hiç olmamış gibi... şarkılarda birbirimizi bulmamış gibi...


ölmüş gibi ya da hiç doğmamış gibi...


hiç...


Kant'ın söylediği gibi -mış gibi yapmayı burda öğreniriz... 


Salı, Mart 13, 2012

Saki'li-Tuğçe'li doğum günü:)) ne iyi etmişler de doğmuşlar.. bir daha 13 mart doğumlu birini görürsem kaçarım kehkehleh:)))


iyi ki doğdun lallll la la laaaaa! gördün mü bak 24 oldun:)
şarap mübarek şarappppp :) heyt yawrum benim beeeee! (ıslık çaldığımı düşün)) bak laf attım sarktım sana. noluyor lan! yok yok vallahi kızlara ilgi duymuyorum. 
ama seni çok seviyorum canım kardeşim..

heyy cik cik cikkkkkkk:) sana boncuktan kuş yaptım konacak pencerene:)))))
neyse öhööömm öhöömmm! bir ki üç..

"dur orda!"
"damla sakin"
"yapma"
"etme"
"fevri olma"
"boşver"
"tepkisiz kl"
"sessiz kal"
"hızlı karar verme"
"telefondan uzak dur"

gibi bol ünlemli telkinleri, ünlemsiz, naif, kırmadan, incitmeden, güler yüzüyle bana anlatan ve bu söz dinlemez başına buyruk kızı dizginleyebilen tek insan...

çirkin sesime rağmen söylediğim şarkıları büyük sabırla dinleyebilen...

tüm fırlamalıklarımda "damladır yapar" diyebilen...

içimden geçenler ile dışımdakilerin farkını benden iyi bilen...

tabiri caizse bakışımdan ne hissettiğimi ne söylediğimi anlayan...

bazı şarkılarda replay tuşunu taciz ettiğimde yeter demeyen... 

her yemek sonrası doymadığım için tabağındaki yemeğini benimle paylaşan...

derdimi derdi yapıp birlikte adım atabilen...

körler sağırlar birbirini ağırlar muhabbetini tam zamanında yapıp güldürebilen...

yanındayken içmeye korkmadığım hatta sadece yanımdayken mavi ile bir araya geldiğim...

alışverişlerde eğer aynı şeyi beğendi isek beğenmemiş gibi yapabilen...
(ki bu kızların arkadaşlıklarında çok önemli bir konudur:))

törpülenmemi sağlayan

dinginliğin ve sessizliğin savaşmaktan öte olduğunu gösteren...

yol arkadaşım...

(...)

içimden o kadar çok cümle geçiyor ki birinin yazarken diğerini unutuyorum sonra yenileri ekleniyor sonra yenileri daha. bu yaşanmışlıklarla doğru orantılı olsa gerek.
bugün SAKİ'miz doğdu. SEN doğdun. 
biri sarıldığımda tüm dertlerimden soyutlandığım diğeri ise en kıymetlim..
Saki olduğu için evimi daha bir seviyorum. gelip kucağımda uyuduğunda çoğu zaman keşke konuşabilse diyorum... 
sen olduğun için kocaman bir şehri seviyorum. 
Antalya'daki leziz yemekleri ne nerde güzel yapılır bana öğrettiğin ve kilo almama neden olduğun için sana saygılarımı sunuyorum:)
hep söylerim bilirsin "ideal eş" şöyle olmalı böyle olmalı diye ve hiç değişmeyen bir cümlem vardır ki bunu bir erkek ne derece yapar bilemesem de insanın hayatında "konuşmadan anlaşabilmesi, anlayabilmesi, söylediklerinin davranışlarının ötesinde olanı görebileceği" birinin olması büyük bir ayrıcalıktır.
ayrıca beni bu kadar iyi tanımak zorunda mıydın..
maskemi sadece seninleyken takamıyorum.
taksam da değişen bir şey olmadığı için bendeki asıl beni tanıyan sen, iyi ki varsın...

duygusala, derinliğe bağlayasım yoktu. en azından burdan yapasım yoktu bilirsin beni söz konusu duygular olunca pek iyi değilimdir. hissettiririm ama anlatamam ama gel gör ki yaşanılanları olayları öyle güzel anlatırım ki..
ayrıca bu gidişle bekar kalan özgür kız modundan çıkamayacağımız için yani pek dilim varmasa da söylemeye evde kalacağımız için:) planlarımıza her geçen gün yenilerini ekleyebiliriz diyorum. hatta en son Çıralı sahilinde konuştuklarımızı hatırlamalısın derim.
aaaa nasıl olur da geçerim... benim kırmızı woswos ile senin mor woswos listemde ilk sıralarda:) 
bilirsin hep derim herkes gider dostlar arkadaşlar kalır. bu nedenle dost vardır ki sevgiliden öte...
zamanın içine sığmadığımda, içimdeki savaşlarda beni silkeleyip çilek tadında gülümsemelerimi hatırlatan ve özümden uzaklaşmama engel olan güzel insana onyüzbinmilyon kez teşekkürlerimi sunmayı borç bilirim :))))
çok resmi oldu be.
seviyorum şekerim iyi ki doğmuşsun 
(pastan frambuazlı ve bol kremşantili olursa sana kalmayabilir bilgilerinize;)))
kucak dolusu öperim yanaklarını mıncırdar kocaman sarılırım :)


hatta ve hatta dinlerken keyif aldığımız şarkıları paylaşayım farklılık olsun bir de bensiz dinle bakalım:) kulakların tırmalanmadan bağıra çağıra söylediklerimizi... 


Dinledikçe keyifleniriz..:)



alkol masalarımızın vazgeçilmez şarkısı...


Tanrıya dua ederken korkuyoruz.. ya duyarsa? yanlış anlarsa? 
(hep ya eksik anlıyor ya yanlış;))



"Dokunmasın, değmesin hayat sana..." 
Damla: Bu söz her ilişki sonunda söylenilebilinecek kadar, severek bitmeli derim bu sözler için.. 
Tuğçe: Yine de hep ince bir sitem var bu şarkıda... dersin..

evet haklısın...


İlhan amcamızı unutmadım ;)



Barış amcamızı unutamadım 


incindim, incitildim derinden
terkettim kendimi

tesadüfen karşılaştım içimde
kendimle yeniden

bir minicik kız çocuğu bak
duruyor orada hâlâ
anlatamam gördüklerimi
o neşeli çocuğa



Yüzümüzü dökmeyelim emi!


zil sesiiii :)


ilk platonikliklerimiz


ve..

mayın tarlası ile nokta koyar yazımı bitirir gözlerinden öperim :*

Pazartesi, Mart 12, 2012

Olympos güncesi:) bol gülmeceli günlerimiz :))



Bu şarkıyı dinleyerek başladım hafta sonu kaçamağımıza:) sonrasını birbirinden şekerlemeli eğlenceli şarkılar aldı. hadise bile dinledim:) güle oynaya geçen yolculuk sırasında başımıza pek bir şey gelmedi. sonrasında indiğimizde bir anda kalabalıklaşıverdik. çünküüü bizim gibi bir kaç grup daha kalacak yerini ayarlamadan gitmişti e hal böyle olunca açık olan yerlere bakınmaya başladık ve neticede konaklamak için güzel bir tercih yaptık. oda seçme ve yerleşme faslını bitirdikten sonra hemen atıverdik kendimizi dışarıya. 

bol fotoğraflı anlatıcam bu seferlik:)

oda önü klasik fotoğraflamalarımızı yapmazsak olmaz dedik geçmiş albümlere bir yenisini daha ekledik.


olympos işte! can burası can!!! huzurlu hissettiğim nadir yerlerden... şimdi fotoya bakınca aaa! kimsecikler yok mu diyeceksiniz ancak tüm gençler sahile saklanmış:) bizde sonradan sobeledik onları.
aslında bu minik kaçamak çok daha farklı planlanmıştı beklenmedik şeyler çıkınca plan değişiverdi.
kızlı erkekli kalabalık bir şekilde gidilmesi planlanılmıştı o sırada ben aldatıldığımı vs vs öğrendim ve dedim kız kıza gidilecek. öylesi daha iyi olacak! ayrıca bu feminist zamanlarımda verilebilecek en güzel karar idi bence:)
tabi bu plan değişikliği yüzünden yediğim küfürlerin hesabını tutmuyorum:) 
sen adamları heveslendirrrr kızlar kendilerini ayarlasınlar hatta romantizm planları yapılsın son anda plan bozulsun :) olcak iş mi? oldu.
güzel oldu.


Sahile geçerken sol tarafta bol papatyalı alanlar görünce çoook mutlu olduk attık kendimizi papatyaların arasına. eee papatya bulunur da falı bakılmaz mı? kaç tane papatyayı öldürdüm bilmiyorum. ama bir seviyor bir sevmiyor çıkıyordu. ve sapını saymalı mıydım inanın bilmiyorum. gerçi önemli olan bu eylemi yapmak idi sonucu değildi bu nedenle papatyalar canımızsınız.


Kızlardan biri papatyadan taç yaptığını söylediği anda nasıl gözlerim parladı anlatamam:) kıza karşı göz bebeklerim kalp şeklini aldı bile diyebilirim o derece yani:)
sonra hemen papatya toplama işlemini bitirip beklemeye başladım. 

sonuçta tacımı taktım!!!! evet evet çok mutlu oldum. turuncumsu saçlarıma da beyazlar yakıştı.


tacımı takıp gezinmelere devam ettik. hatta ilk durağımız güzel sahil oldu. mis kokulu deniz oldu. biz konuşurken yakalanılan bu habersiz fotoğrafı görünce "KAYBEDENLER KLÜBÜ" geyikleri dönmeye başladı:) ne kaybetmesi lan!
yani kaybetmeye nasıl baktığımızla orantılı değişir bu durum:) kaybetmiş olabiliriz kime göre neye göre.
o değilde ciddi ciddi orda kelimelerimizi yarıştırıyorduk. yaşanılanların diyalektiği ile meşgul idik. 
evet kızlar haklı!!!


daha önce de söylemiştim bazen bir şeyler eksik kalınca "acaba"lar doğmaya başlar o boşluklardan. işte o boşluklar hayatımı daha fazla meşgul etmesin ve düşüncelerimdeki haklılık oranımı göreyim diye sonucunda inanılmaz keyiflendiren bir konuşma yaptım. 
az çok tahmin edilmiştir ama söyleyim sonucu beni hiç şaşırtmadı hele ki sonrasında ki karşılaştığım, gördüğüm manzara evet beklediğim şey idi.

ufak bir şey anlatasım geldi... küçükken uzun tekerlemeleri söylerken gülmeye başlardım çünkü hatalı söylerdim. hal böyle olunca kulaktan kulağa diye bir oyun vardır herkes bilir. bu oyunu oynarken çok keyif alırdım çok eğlenirdim.
çocuk oyunlarımdandır kendileri. 
çocuk oyunu deyip geçmeyin canlarım. bazı insanların yaşam şekilleri hatta kişiliklerinin ana taşlarını oluşturur bu durum. ayrıca burdaki "kulak" sadece bir imgedir. yanlış anlaşılmasın


karnımın guruldamaları artınca kendimi mutsuz hissettiğimi bende bir şeylerin eksik olduğunu hissettim evet evet yemek yemeliydim acilen:)
aaa bu arada arada geçen bir diyalogu yazayım ve hatunsal tepkimelerimizi örneklendirmiş olalım;

D: moralim bozuldu be
T: hı? niye...
D: karnım çok acıktı ve kilo vermem lazım en son diyete girdim yine olmadı.
T: hey yarappieem.
D: noldu lan!
T: senden bunun aksini bekleyende kabahat bende bir şey diyeceksin diye bekliyorum
D: dedimya işte.
T: insanlar telefonla konuşmaktan sıkılmıyorlar mı?
D: şu ilerdeki çocuk değil mi?
T: evet dikkatimi çekti
D: bak işte sevgilisine sadık adamlarda varmış! yok lan o da kesin falsolu bişeyler yapıyordur. 
T: evet sadık adamlarda olabilir.
D: görürsen söyle:)
T: acıktım bende hadi gidelim
D: ben ne diyorum acıktım kızım acıktımmmmm hadi kalk kallkkkkk :)

ve kalkıp gideriz. sahile geçilen yerdeki su yükselmiş geçiş biraz zorlaşmıştı. geçerken çok zorlandık hatta her seferinde centilmen gençlerin yardımı ile bu işlemi gerçekleştirdik.
sonra en son yine geçmemiz gerekirken etrafımızda o sadık mı değil mi muhabbetini yaptığımız çocuk geliyordu. yine kulağında telefon sevgilisi ile tatlı tatlı konuşuyordu. adam harbi adammış yani normalde dikkatimi çekmeyecek bir görünüşü olmasına rağmen gidip tanışasım bile geldi. eferim evladım eferim. sizlerin varlığını bilmek beni mesut ediyor:)
direk bakmayı geçtim yan gözle bile bakmayan sarkmayan bu gencimize saygı ve sevgilerimi iletiyorum.
neyse ki yardımsız da olsa zor bela geçtik karşıya:) 


koşa koşa akşam yemeği listesine baktım ve tepkim sonucu herkes gülmekten öldü:)
kapuska, pırasa, yeşil mercimek çorbası, kereviz, salata 
yazıyordu.
neyse ki el birliği ile güzel bir şakanın sonucunda şefin yaptığı birbirinden lezzetli yemekleri mideye indirmem uzun sürmedi:)
yemeklerimizi yedik çaylarımızı içtik oyunlarımızı oynadık hamak, masa tenisi, aa bu arada internet iyi ki varsın yoksa bizim fasıl şarkılarımız nasıl olcaktı (!)
son bir kez daha yürüyelim dedik ve aldık limonlularımızı yürüdük 
kırmızı beremi ve eldivenlerimi de almıştım. şeker oldular şekerrrr.

hava ile bütün su ile bütün güneşle bütün güzel yer... akşamları başka güzel geceleri başka sabahları başka...


bazı papatya fallarında son yaprak koparılmaması gerekir... dedim ve papatyamı ufak su birikintisine bıraktım.
güzel görünüyordu..


benim şeftali şarabımı almam gerekiyordu. gece limonlular güzel gitmezdi. bir şeftali bir kavun alıp sedirlere dönüş yaptık. buarada bu alttaki hatunda Duygu. kuzencağızım. o da geldi bizleydi iyi de etti geldi:) 


şeftali kavun ikilisinin bol muhabbet ve yanında müziklerimiz ile tüketiminden sonra havanında epey soğuması kaşısında direnişimizi yarıda bırakarak odalarda devam ettik. bu arada insanlar çok sıcaklar tanımadığım bir sürü insanla konuşmuş olmak onlarla karşılıklı gülümsemek bile mutlu etti beni.


Sabah erken uyanıp yürüyüş yapalım dediğimde benim güzel arkideşim ben zaten öyle planlamıştım 6 uygun mu dedi yok 8 olsun dedim ve biz 8,30 da uyanabildik:) 9 gibi çıktık odadan. diğerleri mışıldamalara rüya görmelere devam ediyorken biz dere tepe dinlemeden yürüdük yürüdük yürüdük en sonunda karşıya geçemeyeceğimiz bir yere gelince aldık başımızı önümüze geldiğimiz yerden tıngır mıngır devam ettik.

havasından mıdır suyundan mıdır doymak bilmedim arkadaş. herkes kahvaltıda doydu ben doymadım :D gerçi hepsinin ki bahane idi ama olsun. mutfağa girip yeni bir tabak istemem doğrultusunda kocaman dolu dolu bir tabak geldi önüme ve ben bunu diğerleri ile paylaştım:) hepberaber doyduk. 

hazırlanıp tekrar çıktık. eee olympos burası yapılcak seyler sınırlı ve biz bu sınırlı eylemler için ayıla bayıla her defasında büyük keyifle gidiyor bu "ak sakallı gözlüklü bilge dede" diye nitelendirdiğimiz yere...



haydi gelin içelim arkadaşlar. bir sonraki gezmecelerimiz beraber olsun. mutluluk paylaştıkça artar ehehee reklam repliği gibi oldu ama olsun. 
sevin, sevildikçe daha çok sevin..
terliyken su içmeyin, çimlere basmayın, yere çöp atmayın, aldatmayın ve kesinlikle yalan söylemeyin, kendinize iyi bakın.. güzel insanlar sizleri seviyorum



bu şarkı ile yazımı sonlandırayım

Belki birden bire yeniden başlamam gerek 
Eskiden taptığımı bugün taşlamam gerek 

Yeni bir aşk yeni bir iş 
Yine gülecek bir neden lazım 

...

Yeni bir hayat gerisi bayat 
Kendime yeni bir ben lazım 

Günler güzel geçmedi unutmam lazım 
Asıp yüzümü kalmışım azcık kırtmam lazım 
Hep içime atmışım anlatmam gerek 
Hepsini bir kazana atıp toptan kaynatmam gerek :)))



Cumartesi, Mart 10, 2012

boşluklar "acaba"ları doğurur. çözümü basittir. basit işte! ;) @olympos.. iyi ki varsın!

Olympos <3 canımsın sen. ne günlerimiz geçti şuralarda, ne anılar tükettik, her geçen gün yenilerini ekleyerek devam ettik yolumuza. sen ise "gençler kafanızı dinlemek istediğinizde ben burdayım" mesajını veren yaşlı bilge dedeler gibiydin her seferinde.. bu nedenle biz bu bilge dedeyi inanılmaz seviyoruz. denizi bile farklı buranın. ağaçları havası suyu. karşılaştığın insanlar bile bir başka burda. başka sıcaklar. neyse olympos güncelerimizi eve döndüğümde yazacağım. çünkü çok şekerlemeli fotolar çektik onları eklemem gerek.

şimdi bu duygu yoğunluğunda iken blog girmeliyim diye düşündüm. e burası benim günlüğüm gibi. hislerimi duygularımı yaşanılanları yazmazsam zaten unutuyorum. benim derdim hatırlamak. (!)

bir şey olur sinirlenirsiniz kırılırsınız vs vs.. buna gösterilecek tepkiler çok fazladır. yani kişiye göre değişir ve bu değişim öyle farklıdır ki sessizlik ile çığlık atmak gibidir aradaki fark.. çığlık atılması en iyisidir. sessiz kalındığında karşıdaki anlasın cevabını bulsun istenir ya da kişinin karakteri öyledir. bağır çağır yapamaz. kendine yakıştırmaz. sonuç olarak karşıdakinin algıları ile orantılı olarak değişiyor bu durum. 

sen konuş dur karşındaki anlamadıktan sonra işe yaramıyor. ya da sessiz kal karşındaki bunu anlamadıktan sonra ne işe yarar.. aradaki en önemli şey sessiz kalındığında içinde boşluklar kalmaya başlıyor ve bu boşluklar "acaba"ları doğurmaya başlıyor. işte o zaman kişi kendine zarar vermeye başlamış demektir. yani konuyu kapat geç bu basit bir eylem olmasa da yapılamayacak kadar zor değildir. ancak zamanını çalar insanın. düşünsene zamanını saçma sapan bir düşünce sistemine feda ediyorsun. korkunç bir eylem bence.
yani kimse için değmez.

bu nedenle içimde acabalar kalmasın diye yapmam gerekeni yaptım bugün. iyide ettim. üstümden yük kalktı,  kahkahalarım içtenleşti;) verilen yanıtlar hal tavır kişiliğin göstergesidir bu nedenle bugün hayatıma kocaman bir "iyi ki" ekledim.  iyi ki.

ve böylece format atamadığım zihnimi böylesine bir durumdan soyutlamış oldum.
sadece yanarımda 1,5 günüme yanarım:) çünkü gereksizdi. o bir tam bir yarım günüm heba oldu. 
onun dışında yandığım bir durum olmaması da beni mutlu eden başka bir şey.
bu iş biraz da ruh meselesi canlarım. ben demedim Pamela ablamız söyledi. bayadır takılıp kaldığım şarkısının sözlerinde geçer. hatta uzun zamandır değiştirmeye kıyamadığım zil sesimdir kendileri. dinleyin sözlerine dikkat edin derim;)



canım kokoreç istiyor keşke hemen hava kararsa kokoreççi amcamız yerini açsa biz de alkol sonrası gidip afiyete yesek. uuuu düşünmesi bile ağzımı sulandırdı. en bol baharatlısından.. yine Pamela dinlemeye devam ettiğimi belirterek sizleri sevdiğimi saydığımı ve kucak dolusu iyi niyetimi gönderdiğimi söylemek isterim.
iyi insanlar! canımsınız.


Cuma, Mart 09, 2012

Gün'ler, Su'suz günler, gezmeceli günler :) kız arkadaşlar iyi ki varlar!!

Kırmızı ojemi ararken kendimi blog başında buldum yine ve yeniden. 

iki üç gün binamızın suları kesildi ve pis pis dolandık etrafta. saçlarımızdaki yağlar çok metre ötelerden bile belli olacak derecede idi. dişlerimizi bile fırçalayamıyor tuvalet için alışveriş merkezlerine gidiyorduk. zor günlerdi çok zor. vallahi çok zorlandım su'suz günlerde hayat daha bir sıkıcı dünya daha bir kötü oluyormuş bunu farkettim.

Seni seviyorum "SU"

iyi ki hayatımızdasın:)

neyse ki sularımız geldi hidrofor sorunu çözüldü ve ak pak insanlar oluverdik. mis miss kokmaya başladık. 

bugün kuaföre gidip ordan otogara geçip hatta o sırada çingene pazarına gidip kendime kırmızı parmakları yarım eldiven alacaktım bir de kırmızı kocaman ponponu olan şekerlemeli berelerden alacaktım ki evde annemin gün'ü olduğunu anımsadım. gün lan bu kaçar mı! komşuların günlerine bile gider yemeğimi yer dedikoduları dinler kalkarım. gayet keyiflidir aslında.

vallahi.

öyle önyargılı yaklaşmayın gün muhabbetine:) şimdi elmalı kurabiyelerin böreklerin sarmaların salataların tuzlu ve tatlı kurabiyelerin tadını anlatamam size. mikemmeldi. odaya girince hatunların "aaa Damlaaa sen çok zayıflamışsın. nasıl oldu nasıl kilo verdin? daha bir güzelleşmişsin" sözlerinin üstüne kocaman dolu dolu iki tabak bu saydıklarımdan önlerinde afiyetle ve büyük bir iştahla yedikten sonra e o zaman yürüyüşe gidelim hanımlar sözünü kulağımın dibinde duydum:) neyse ki çok umursamadan yemeğime devam ettim. 

kırmızı bere ile kırmızı eldivenleri almam gerek. yarın olympos'a gidiyoruz. kızkıza gezmecelerdeyiz. otogardan kızları almam gerek. yarın için yanıma alacaklarımı kararlaştırmamda lazım. off çok iş var çooook. 

Olympos'a gidip kokoreç yemezsem olmaz:) Bu yeri başka seviyorum. eminim çok iyi gelecektir bana. kim bilir belki güzel haberler ile dönerim;) 



Saki'nin doğum günü geliyor. onunla konuştuk hediyeleri kabul ediyormuş bilgilerinize:) sakiye hediye göndermek isteyenler için hiç bir engel olmadığını bildirmek isterim. sizi seviyoruz canlarım:)

Perşembe, Mart 08, 2012

Kadın olmak...


Kadın olmak...



İran'da kadın olmak...

Fransa'da kadın olmak...

Arabistan'da kadın olmak...

Hindistan'da kadın olmak...

Somali'de kadın olmak...

Türkiye'de kadın olmak...

Amerika'da kadın olmak...

Hangi kıta hangi ülke hangi şehir hangi kara parçasında olursa olsun kadın yaşantısı boyunca benzer şeyleri yaşar benzer durumlarla karşı karşıya kalır. Bunu salt kadın olarak değerlendirmeyelim... Bugün Dünya Erkekler Günü olsaydı benzer cümleleri onlar için kurabilirdim ama şansınıza küsün beyler. 

Gerçi erkekler günü olsaydı ben bu feminst yanımın tavan yaptığı şu dönemlerde ne derece olumlu şirin şeker şeyler yazardım düşünmedim değil. iyi ki öyle bir gün yok;)

Bugün kadınların günü..

Bizde buradayız demek. Nesne gibi görülmemek için çaba göstermek insanlık dışı bir eylem olsa da şu günlerde kadın toplumdaki en güzel zamanlarını yaşıyor diyebiliriz. Artık kocalarımız istediği için çocuk yapmak zorunda değiliz. Erkeklerin çalıştığı işlerde çalışıp onların aslında bizden üstün niteliklerinin olmadığını bir çok kulvarda kanıtlamış durumdayız. vs vs vs yüzlerce unsur sıralayabilirim şuracıkta. Hem de hiç sıkılmadan.

Diğer ülkelerde kadın olmak nasıldır bilmem ama Türkiye'de çok zor kardişlerim.. Vallahi çok zor.
Keşke bir gün de olsa erkekler empatinin dibine vursa kimliklerini kenara koyup kadın gibi düşünüp hissedebilse..
İşte o zaman sadece et olarak bakıldığında, cinsel obje gibi görüp alt yazı geçen gözlerinizi gördüğümüzde, şerefsizliklerinizde, kabalıklarınızda, şiddetinizde, öfkenizde, komşunun tavuğu size kaz geldiğinde, bakışlarınız donuklaştığında, hoyratlaştığınızda, (...(!)) neler hissettiğimizi, ne kadar kırıldığımızı, incindiğimizi anlardınız..

KEŞKE...

Türk kadınları ikiye ayrılmış durumda. Erkeğe bağımlı olanlar ve erkeğe bağımsız olanlar. Erkekleri aşağılamak gibi bir derdim yok yani buna gerek yok hepsi aynı değil. Genelleme yaparak aralarından çıkan o güzel insanları aşağılamak istemiyorum. Babamı seviyorum arkadaşlarımın babalarını seviyorum arkadaşlarımı seviyorum. Onlar iyi ki varlar.

Kadın hassastır, kırılmaya yatkındır anatomisi. Kırıldığım zamanlarda onların güçlü omuzları sert bakışları ve dimdik ayakta duran profilleriyle bana hep sığınacak liman olmuşlardır. Bu nedenle bugünde onlara varlıklarından dolayı binlerce teşekkürlerimi sunar her birine ayrı ayrı artan hayranlığımı bildirmek isterim.

"BEN KADINIM… Gururun olurum bazen. Hiç ummadığın zamanda zekâmla şaşırtır, yine... beklemediğin bir anda aptalı oynayarak hayretler içerisinde bırakırım seni. Farklı özelliklerimle yaşamına renk katarım. Biraz gizemli, biraz tutkulu. Bazen de isteyerek aptal..... BEN KADINIM… Çok güçlüyüm. Dört bir tarafım demirden kale gibi. Hiçbir düşmanın girmeye cesaret edemeyeceği kadar güçlü. Ama bir o kadar d...a kırılgan ve narin. Hiç beklemediğin bir anda kırılıveren, bir yüreğe sahibim."

facebookta dolanırken gördüm bu yazıyı. aslında daha uzun idi ama benim dikkatimi çeken kısmını aldım sadece.. aynen böyle bir şey işte kadın olmak.



Günümüz kutlu olsun hanımlar.. :) Şimdi çiçek alınmalı ve hayatımdaki en özel kadınlara verilmeli...


Pazartesi, Mart 05, 2012

iyi ki aldatılmışım! eferim eferim hep böyle ol eferim.




Son zamanlarımın gündem konusuydu ikili ilişkiler ve aldatmak. bu konuda konuşulmayan yer ve kimse kalmadı diyebilirim. hatta babamın bile annemi aldattıgını iddia edenler oldu ama yok öyle bir şey. yani kesinlikle olamazdı. olmamışta. bir gazla gittim sordum "baba sen annemi hiç aldattın mı" diye. verilcek cevap belli idi ayrıca cevabı belli soruları sormayı sevmesemde duymak istedim sanırım... verdiği yanıt beklemediğim kadar iyiydi. "BEN O KADAR ŞEREFSİZ, ONURSUZ BİR İNSAN DEĞİLİM NE ANNENE NE DE KENDİME BÖYLE BİR ŞEY YAPMADIM YAPMAMDA" ne güzel insansın sen! boşuna ilk aşkım tek aşkım BABAM demiyorum. var bir bildiğim işte :)

bu konuda sabitleşen ve erkeklerden uzaklaşmamı midemin bulanmasını sağlayan düşünce kalıbı daha önceden belirlenmişti. "HORMONLAR". libidonuzun içine edeyim!!! karaktersizliğin, ergenliği atlatamamanın adına hormonlar denilir olmuş. ne de güzel denilmiş eferim eferim böyle olun çocuklar. eşinizi aldatın sevgilinizi zaten aldatın ama aldatın yani başka hatunlar olsun hayatınızda. mutlaka olsun emi! tek bir tane olursa yetmez. neyine yetecek ki? gülümsemesi, sevmesi, aşkı, bağlılığı, tutkusu, iyi niyeti vs vs yetmez ki. sevişsen de yetmez. yenisi gerekir. başka bir boyundan öpmek istersin başka dudaklara dokunmak başka sıcaklıklar hissetmek istersin. iste tabi.

yetmesin tek kadın.

eşin yetmesin sana... nasıl yetebilir ki. o sadece bir insan... 

boşalmanın yüzlerce yolu varken bunu sadece cinsellikle bağdaştıran insanları hangi kefeye koysam ne desem hangi sıfatları yakıştırsam bilemedim.

neyse. 

hiç daha önce aldatılmadım demedim ben. "bilmiyorum belki aldatılmışımdır" dedim. ama dün itibari ile evet evet bunu gönül rahatlığı ile söyleyebilecek konuma geldim :) daha önceden idmanlı arkideşlerimin tavsiyeleri ile gayet komik geçirdim bu süreci :) zaten ne olacaağıdı ? hı? kaç gün? sevgiyi nefreti kini öfkeyi geçtim karşımdakini de geçtim yani geçtim derken özneli yüklemli hatta bol sıfatlı küfürlerimi ediyorum beddualarım havada uçuşuyor. bunun dışında ali ya da ahmet ya da mehmet ismi görünüşü umrumda değil. kim olduğu ile değil bu eylemi benim yanımda gözümün önünde burnumun dibinde yapmış olmasını, şerefsizliğin hangi mertebesinde onu değerlendirmem gerektiğinin ayrımındayım. hakkatten harbi büyük şerefsizmiş kendileri :) ama olsun yeminlen çok yakıştı ona bu sıfatlar. zaten bekliyordum falımda da çıkmıştı hem de tam tarihiyle. ah bu erkekler :)

mesela bende şu boşalma eylemini yazarak yapanlardanım şuan inanılmaz rahatlıyorum :) öyle sayıp sövesim vardı ki yaptım da :) erkenden antropoza giresice! tüm gün sağolsun telefonum hiç susmadı bunun da verdiği rahatlıkla söyleyebilirim ki iyi oldu be! vallahi :) kişiliği oturmamış biri ile daha fazla iletişim halinde olmamın ne gereği var ama dimi? derdim turizmden eş seçilmez diye hep söylediler "damla senlik değil iyi düşün diye" ben nerden bileyim turizmden eşi bırak adam çıkmıyormuş.. önce adam olmak gerek. o cüssenin hakkını vermek gerek.

ben hiç aldatmadım. aldatmam da. gerçekten bunu yapmam. ne gerek var ki. bir yüreğe bir bedene kaç beden sığabilir? benim aklım küçüktür yüreğimde. öyle birden fazlası sığmaz. 

durumdan haberdar olup bana söylemediğini düşündüğüm birine sitem ettim doğal olarak sonra ona da gerek olmadığını düşündüm. bana böyle bir şeyi yapan biri insan için sokakta gördüğüm köpeğe bile çekilmesi için kılımı kıpırdatmam. neyse işin güzel kısmı insanlar hissediyor mu bilmem de eski sevgiliceğğizim teselli etmeye çalıştı dedm noluyoruz dur bi orda :D rolleri değiştirme saçmalama. sonra onla da geyiğe bağlayıp konuyu kapattım. cazz blues dinleyip rakı içmek ayrı bir ironi oldu. güzelde oldu ama. gecenin sonunda ordaki iki garsonunda ayrı ayrı başka bir mekana davet etmesi de ilginç idi. erkeklere biraz daha sinir oldum. komik geldiler... gece yarısı eve girip sunum tamamlamak sabah 6 da uyanmak ve tüm gün dışarda olmak... uuu sinirden başım çatlıyorken bu güzel günün yarısı geçti bile. neyse ki sezon sonu indirimler var:) bu güzel haber. gidip her mutsuz kadının yaptığı gibi alışveriş fln yapmalıyım kardeş.

ha bu arada erkeklerinde dedikodu yaptığını öğrenmiş oldum. dedikodu bile kadına yakışır! erkek adam dedikodu yapmaz. yapmasın yani yapılmasın. çirkinler daha bi çirkin oluyorlar. baharda geldi şimdi :) 

oha lan yazınca üstümden yük kalktı. içimdekilerin hepsini söyleyemedm ama olsun. yine de rahatladım bildiğin rahatladım. eheeheh giiiit kardeşim giiiit aynı atmosferde bile olmayalım karşılaşmayalım ya da gitme karşılaşalım ki gördükçe dersimi hatırlayım iyi gelir. hata tekrarlama konusunda üstüme yoktur yani:) o değilde benim üçrates inancına göre bu 3. idi eee nolcak şimdi. 3 adam daha mı gircek hayatıma oha be! en iyisi üçratesi ilişkilerimle bağdaştırmayım;) kim bilir beyaz atsız prensimin sırası 3 değildir...

akıllanmam demiştim al işte nadasa bırakmak yerine gelecek prensten bile bahsettim yok yok ben iflah olmam!


Kendime not.



Kendime not: Sevdiğin insanlara asla güvenme...




Sevdiğim iki şarkı...