Pazartesi, Nisan 30, 2012

geri dönüşüm kutularını hep çok faydalı bulmuşumdur. 
ne de olsa her şey dönüşüm içinde..
mavi kapakları toplayanları başka severim
kocaman kocaman sarılasım gelir. 
içimden sarılırım..
iyi insandır onlar.
ya da o an iyi olurlar.
çevreye duyarlı olmak insana insan gibi hissettiriyor kendini..
ancak bu çevre içinde insanların olduğunu unutuyorlar genelde..
yapılan davranışların geri dönüşümü bu kadar olumlu ve iyi niyet barındıramayabiliyor içinde...
olmuyor yani.
ne yapılırsa yapılsın 
"mey biter, sakî kalır. her renk solar, hakî kalır. diploma insanın cehlini alsa da; hamurunda varsa eşeklik, bakî kalır.."

bu mikemmel sözden de çıkılacağı üzere eşek eşektir işte hepsi bu...

şu sıralar tüm bu olumsuz ruh halimin nedeni ise bu geri dönüşüm çemberinin siyah kısmını görmüş olmam idi...
olanları, davranışları, kısaca elimdeki tüm verileri alıyorum eviriyorum çeviriyorum döndürüyorum...
önden
arkadan
sağdan
soldan 
üstünden 
altından...
her yanından tekrar tekrar bakıyorum...
ama yok arkadaş
elle tutulur mantıklı iyi niyet göstergesi yok..
üstüne pişkinlik cabası...
neyse...
ne mutlu Türküm diyene :)

Cumartesi, Nisan 21, 2012

bıraktım dağınık kaldılar... hiç toplamadım... sonra unuttum... sonra gördüm... ama artık dağınık olmuştum, toplayamadım!



havaların dengesizliği yansımış olmalı ruhuma! aksi taktirde ben bu kadar dengesiz olmadım hiç...
ne mutluluğumun tadını biliyorum ne mutsuzluğumun.
tabuların gereksizliğini anladım, yıktım... yıktımda enkazını toparlamayı unuttum.
her yıkışımda, her yakışımda dağınıklığımı devam ettirdim.
üstümü çıkardığımda kıyafetlerim orda burda kalırlar.çıkardığım yerde olurlar genelde.
hiç özenle katlayıp koymadım dolabıma.
düzensizdim
dengesiz oldum.
dengesizliğim düzensizliğimden mi geldi bilemiyorum
belki dediğim gibi havalardandır.
öyle işte bıraktım dağınık kaldılar
hallerinden de mutlu gibiydiler
sesleri çıkmazdı arada bir geçerken gözüme çarpardı, dokunmazdım
bırakırdım dağınık kalırlardı...
bıraktım, toparlamadım...
yanık kokuları, çürük kokuları kapının altındaki ufacık delikten sızmaya başladığında yeni eşyalar koydum önüne
ama koku bu!
hiçbir şeye benzemez..
alır götürür duyumsandığı anda yıllar öncesine ya da günler ya da aylar.
herneyse işte! zamanda yolculuk yaptırır.
iyileri hatırlatacağı gibi en çok kötü şeyleri anımsatır.
yüreğine dokunur kokular insanın
kokar işte...
ufacık bir çürük kokusunun tüm evi nasıl sardığını bilirsiniz ya da keskin bir parfum kokusunun bindiğiniz otobüsü anında nasıl kapladığını..
 yaşamışsınızdır.
işte bundan bahsediyorum..



ben bile bazen kendimle tanışma ihtiyacı hissediyorum
insanları bu kadar gözlemlerken, kendimi bu denli tanıdığımı düşünürken her geçen gün kendimi şaşırtma rekoru kırıyorum.
aferin bana aferin...!
aferin...
biraz anne sözü dinleyip derli toplu bir kız çocuğu olmalıyım.
yoksa bu dağınıklık arasında boğulup ölebilirim!!!

...