Cumartesi, Nisan 21, 2012

bıraktım dağınık kaldılar... hiç toplamadım... sonra unuttum... sonra gördüm... ama artık dağınık olmuştum, toplayamadım!



havaların dengesizliği yansımış olmalı ruhuma! aksi taktirde ben bu kadar dengesiz olmadım hiç...
ne mutluluğumun tadını biliyorum ne mutsuzluğumun.
tabuların gereksizliğini anladım, yıktım... yıktımda enkazını toparlamayı unuttum.
her yıkışımda, her yakışımda dağınıklığımı devam ettirdim.
üstümü çıkardığımda kıyafetlerim orda burda kalırlar.çıkardığım yerde olurlar genelde.
hiç özenle katlayıp koymadım dolabıma.
düzensizdim
dengesiz oldum.
dengesizliğim düzensizliğimden mi geldi bilemiyorum
belki dediğim gibi havalardandır.
öyle işte bıraktım dağınık kaldılar
hallerinden de mutlu gibiydiler
sesleri çıkmazdı arada bir geçerken gözüme çarpardı, dokunmazdım
bırakırdım dağınık kalırlardı...
bıraktım, toparlamadım...
yanık kokuları, çürük kokuları kapının altındaki ufacık delikten sızmaya başladığında yeni eşyalar koydum önüne
ama koku bu!
hiçbir şeye benzemez..
alır götürür duyumsandığı anda yıllar öncesine ya da günler ya da aylar.
herneyse işte! zamanda yolculuk yaptırır.
iyileri hatırlatacağı gibi en çok kötü şeyleri anımsatır.
yüreğine dokunur kokular insanın
kokar işte...
ufacık bir çürük kokusunun tüm evi nasıl sardığını bilirsiniz ya da keskin bir parfum kokusunun bindiğiniz otobüsü anında nasıl kapladığını..
 yaşamışsınızdır.
işte bundan bahsediyorum..



ben bile bazen kendimle tanışma ihtiyacı hissediyorum
insanları bu kadar gözlemlerken, kendimi bu denli tanıdığımı düşünürken her geçen gün kendimi şaşırtma rekoru kırıyorum.
aferin bana aferin...!
aferin...
biraz anne sözü dinleyip derli toplu bir kız çocuğu olmalıyım.
yoksa bu dağınıklık arasında boğulup ölebilirim!!!

...




Hiç yorum yok: