Cuma, Ocak 11, 2013

çünkü çayı şekersiz severim.

çayı şekersiz, kahveyi fındıklı, jelibonların turuncusunu, havanın güneşlisini-kremşantimsi bulutlusunu, çiçeklerin güzel kokanlarını, evlerin renklisini, halının az desenlisini, amcanın bıyıklısını, teyzenin gözleri gülenini, kızların güzel kokanlarını, erkeklerin uyumlu giyinenlerini, arabaların beyaz olmayanlarını, konserlerin en zıplamacalısını, şarkıların neşelilerini, kazakların kaşındırmayanını, elbiselerin rengarenk olanlarını, botların harley olanını, montların rönesanstan gelmiş gibi olanlarını, denizi, denizin her halini, sevgilinin eğlenceli olanını hayal kurulanını, dostun az öz olanını, burçlardan ateş gruplarını, sodanın limonlusunu, biranın limonlusunu, leman'ın tavuklarını, yemeğin acılısını, şarabın sodalısını, çikolatanın çok fıstıklısını, insanların inançsızını, hayvanların uyumlusunu, kışın yazı- yazın kışı severim.

çok şeyi severim. ama sevmezsem bir kere bir daha sevemem. bu nedenle sevdiklerim sabitlenir.
sevmekten vazgeçersem çayı şekersiz içmeyi. o zaman çay içmeyi bırakırım.
çünkü çayı şekersiz severim.
şekerli iken benim çayım çay olmaz o başka bir şey olur.
bu nedenle umarım çayı sevmekten vazgeçmem!
vazgeçersem hangi versiyonda önüme konulursa konulsun zihnimdeki yeri aynı kaldıkça değişmez sevgisizliğim. ama ingiliz çayını merak ediyorum! hem ona çay da demem. başka bişi derim

dimi dimi ^_^

Pazartesi, Ocak 07, 2013

hava sıcakken kahvenin dumanı belli olmazdı...




hava gibiydi.
güneşli ama soğuk.
içerden bakınca sıcak, dışarı çıkınca soğuk
içeriden bakmaya alışmış gözleri kabul etmedi gerçeği
gördüğüne inandı
hissettiğine inandı
ama hava oyun oynuyordu
sonra en sevdiğinden fındık aromalı kahvesini aldı
geçti en sessiz köşesine
maviye bakıyordu
elleri sıcacık olmuştu
dışarısı güneşli 
her yer sıcacık idi
kulaklığını taktı
bu şarkı çıktı biraz dinledikten sonra sonraki şarkıya sonrakine geçti...
en son
"bu şarkı" çalıyordu ... sonuna kadar dinledi..
şarkı bitene kadar kahvesinden çıkan dumanı izledi
hava sıcakken kahvenin dumanı belli olmazdı onu fark etti
sonra camı açmak istedi
hava ile yüzleşmek
buzz gibiliğiyle karşılaştığında şaşırdı
o an gördüklerinin, düşleriyle, hissettikleriyle, gerçeklerle aynı olmayacağını anladı.
ve mp3'üne yeni şarkılar atması gerektiğini.

Cumartesi, Ocak 05, 2013

sessiz, ama sağır yapan savaş...

devrikmiş cümlelerim. eksikmiş kelimelerim...
yazıyorum ve yazdıklarım yetmiyormuş.
ayraçları kaybolmuş tozlanmış kitaplarım.
...ve kirlenmiş teker teker rengarenk tokalarım. baktım
sonra tekrar baktım ve,
"söyleyecek sözüm olmuştur hep, ben hiç böyle suskun kalmadım"
dedim içimden...
sonra sevgilinin dizine koymak istedim başımı.
uyuyordu..
yastığıma koydum başımı... yastığım ıslandı. o uyuyordu fark etmedi...
geceleri uyurdu, gündüzleri de... o her fırsatta uyudu.

uyanık zamanlarından uzaklaşmıştık.
onun uyanmasını o kadar çok zaman beklemiştim ki..
gözyaşlarıma karışan makyajım kirletmişti yastığı.
ve yavaş yavaş benimde uykum gelmeye başlamıştı...
sevgili bir ara uyandı.. 
o uyandığında benim uykum gelmişti...
ayaktaydı.
başımı dizine koymak istediğimde yine uzanamadım karşı tarafta aynaya bakıyordu..
önce sitem etti uyandırmadığım için 
sonra yine sitem etti uyuduğum için.
uyanık kaldığım, uyanması için beklediğim zamanları bilmeden ve onu izlerken gözyaşlarım dökülürken çıkmayan sesimle uyan lütf... diye seslenişlerimi duymadan...
sadece sitem etti.