Perşembe, Şubat 28, 2013

yedi kocalı damla




maraton dedikleri bu olsa gerek. uykusuz geçen 4-5 günün ardından akşam 7 de uyuyakalmamın ve sabah 8 e kadar aralıksız uyumamın başka açıklaması olamaz. evet evet adı maraton bunun.
bir anda etrafımdaki kişi sayısının değişmesi ve yeni yüzlere bu kadar çabuk alışmam keyifli olmaya başladı.
içmeceler gezmeler hatta alınan biletler ve planlanan geziler dışında olmazsa olmazlarımız fal seanslarımız daha bir hız kazandı. ama geceleri bakılan fallardan hayır çıkmazmış onu geç fark ettik. 
yine de en çok güldürenler onlar oluyor.
seneye yurtdışında mı yaşayacağım yoksa mart ayında tanışacağım adamla mı güzel zamanlar yaşayacağım ve onlarca senaryodan hangisi gerçek olacak beklemedeyiz.
herkes benim dediğim olacak moduna girdiği için korkmaya bile başladım
ya sonunda yedi kocalı damla olursam (:
neyse ki ben bi tanesini bile zor idare ederken ikinci üçüncü hatta yedi tanesini ... yoook anacım yooooook imkanı yok!
hele ki erkek cinsine bu kadar kin doluyken hayatta olmaz
yakın zamanlarda benzer şeyler yaşayıp ayrılan kız arkadaş sayımızın artması da enteresan bir tesadüf oldu.
aydilge kızımızın söylediği gibi kaç yüzü varmış bu adamların bilemedik.
ama hepsi şerefsizlik konusunda birbiriyle yarıştığı için her birine birincilik ödülünü verdik! hatta en son biri yaptı yapacağını ve iskenderin sözünü bugünün sözü olarak yazdık kenara.
"Sana güvenip teslim olan bir kadına fahişe dediğin sürece, pezevenklikten terfi edemeyeceksin.."
bu sözümüz de sütü bozuk insan olamamış canlılara gitsin.

Pazar, Şubat 17, 2013

Domino Etkisi (Part. 12142541276543..)

Domino etkisi diye bir şey var ki bunu yaşayan erkeğin vay haline =)
kadınsal tepkimeler. domino etkisi. her duyan küfür eder beddua eder ve mütiş bir sinerji oluşur. kaçış yok. birinden biri hedefe ulaşır!
Kısaca anlatayım.
Oğlumuz kızımızın canını yakar ağlatır fln hatta aldatır ya işte o zaman bu etki durumu devreye girer.
Kızımızın gözünden akan her damla yaş için erkek onlarca beddua almaya başlar.
Bu olay zincirleme gelişir. Bilirsiniz biz kızlar bir olayı telefonda saatlerce konuşur aynı konuyu buluşunca yine konuşabiliriz. Bu böyledir. Hele ki durum aşklı meşkli bişiler ise konseyler toplanır kararlar alınır. Şaşmaz yani!
Gamze ayşeyi arar. Ayşe üzülür beddualarını küfürlerini eder eder sonra hemen elifi arar. Elif dayanamaz gamzeyi arar. Gamze tekrar ayşeyi arar o sırada elif fatmayla konuşur ona anlatır kızlar duruma dayanamaz küfürler kötü senaryolar havada uçuşur ve Fatma dileği alıp gamzeye gider o sırada bu durum wattssaapppta smslerde tlf konuşmalarında uzaarrr gider. Ne mi olur Gamze arkadaşlarıyla durum senaryoları üretir ortaya komik diyaloglar çıkar kızımız ağlar zırlar o ağlayıp üzüldükçe diğer kızların öfkesi nefreti artar. Ve canı yanan kızımız bu kötü dönemde konuşma ihtiyacı hissettiği için önüne gelenle konuşur her konuştuğu da bedduasını eder. Yani en basitinden
“boyu posu devrilesice Allah belasını versin iki yakası bir araya gelmesin o pis Hayrettin’in” derler.
Derler mi derler.
Hayret bişi yani.
Hayrettinlik işler bunlar.

Neyse romantik komediye girdik yanıma tek başına film izlemeye gelmiş bi genç oturdu önce gay olduğunu düşündük tek başına hem de romantik komedi. Akıl almaz durum. Ben film izlerken hiç susmayan tiplerdenimdir. Yanımdakilere laf yetiştirirken bi baktım yanımdaki çocukta bizim muhabbete girmeye çalışıyor. Tabi filmi izleyenler anlar aynı sendromları aynı dönemleri bire bir yaşadığımız için sonraki sahneyi tahmin etmekte zorlanmadık. Çok eğlendik çok keyifliydi hatta filmin son 15 dk artık bitmesin diye söylenmeye başladık. Film 4 saat sürse izleyebilecek kapasitemiz vardı=) neyse hep o yakın arkadaş diye gezinen pislikler yüzünden oluyor bunlar. E tabi çeyrek akıllı Hayrettinleri es geçmemek gerekir.
Ama işin özeti Teo abimizin dediği gibi
Kadın ağlar, erkek bakar
Kadın duyar, erkek duymaz
Kadın sorar, erkek susar
KADIN GİDER, ERKEK İÇER

Bugün hava çok güzeldi deniz mükemmeldi. Özlemişim denizi. Hatta şu huzuru keyifi özlemişim. Yeni insanlarla tanışmayı seviyorum. Farklı hayatları gözlemlemeyi ve mantıklı insanlarla konuşmayı seviyorum. Son zamanlarımı yeterince boş harcamamın verdiği can sıkıntısıyla söyleyebilirim ki bir şeyler öğrenebildiğim insanlar iyi ki varlar.

yazıma son zamanlarımızın en tatlı ve filmimizinde en etkili şarkısıyla son verelim.


Salı, Şubat 12, 2013

yaz çiz boz, don dolaş gel hep aynı şeyler..

yaz çiz boz, don dolaş gel hep aynı şeyler..
bu aynılıklardan bunalmışlığın verdiği yetki ile yazmaya başlıyorum.

2013 benım yılım olmak zorunda dedim. çünkü 2012 kadar salak saçma geçebilecek başka bir yıl daha olamazdı ve bu gidişata dur demenin en kısa yolu en hızlı zamanı yeni gelen yıl idi.
yeni yıl yeni umutlar yeni başlangıçlar demektir diye boşuna söylenmez
yeni bir işim oldu
gayet hoş bir iş. seviyorum işimi. 
iş arkadaşlarımı falan filan keyfim tıkırında
14 şubat geliyormuş çokta umrumda.
(bulunan güzel kılıflardan)
aslında gereksiz para harcanmalık diye düşünen öküz kazma odun karışımı erkekler gibi düşünmüyorum tabiki de. sadece durumu yumuşatıyorum ;)
ayrıl barış ve bolca baş ağrısından oluşan bir dönemi bitirmiş bulunmaktayım
okulunda son dönemi kaldı bitse de gitsek moduna girdim bile
ayrıca daha balomda ne giysem telaşına girdim bile!!!
hangi renk olsun diye düşünüp duruyorum uzun mu kısa mı
omzu açık mı sırtı açık mı askılı mı tek omuz mu omuzsuz mu yoksa hiç biri mi
çok şık var ve işin en kötü yanı hepsi birbirinden mantıklı ve güzel geliyor.hepsini ve her rengi giyemeyeceğime göre. gökkuşağı gibi de dolanamayacağıma göre acilen karar vermemin vakti geliyor.
ooofff bee! ben böyle değildim yaşarken oldum abilerim ablalarım.
neyse mart gibi dönerim tekrar.