Salı, Mart 26, 2013

omlet gerçeği :)))



Gökkuşağının renklerini, büyüsünü tekrar hatırlatmıştı kıza.
Kız renklerin cümbüşünden uzaklaşmış sadece gri görmeye başlamıştı etrafı
Sonra bir çocuk geldi rengarenk gülümsemesiyle
Sanki parmaklarının ucunda gökkuşağını götürüyordu gittiği her yere.
kız özlemişti renklerin güzelliğini görmeyi.
Çocuk ellerini uzattı.
Kız tırnaklarından avcunun içine kadar dikkatle baktı
Sonra iyi bir şeyler hissetti
Renklerin güzelliğini gördü unuttuğu şeyleri anımsadı
Hemen tuttu çocuğun elinden
Umutla başını yukarı kaldırıp çocuğa umut dolu bakmaya başladı
Çocuk sıkıca tutmuştu kızın elini
Kız sevdi bu sahiplenmeyi.
Çünkü daha önce sadece babası öyle tutmuştu ellerini
Sadece babasına başını kaldırıp umut dolu bakmıştı
Bu çocuk hem gökkuşağı gibi hem baba gibiydi
İkisi bir arada gelmişti.
Kız grilerden kurtuldu
Çocuk kızın elini hiç bırakmadı
Kız mutluydu
Ve birlikte omlet yapıp yemeye karar verdiler
Kız uyurken çocuk her şeyi hazırladı
Süprizli karınları doydu
Bir de o yanında yokken kız sıkılmasın diye kocaman bir ayıcık alıp bıraktı kızın başucuna
Kız daha fazla mutlu oldu
Bir sonraki omleti hazırlayacağına kendi kendine söz verdi.

Pazar, Mart 03, 2013

Ay da farkındadır aslında o kadehlerin tek başına güzel olmayacağının ve her kadehin bir eşinin olduğunun...


bazen bazı günler özeldir ya da tesadüfleri beraberinde getirdiği için hafızada yer ettirir kendine
bazı yerler vardır gitmekten korkarsın anılarla savaşmaya mecalin kalmaz. gidince gelmek istemezsin eskiye özlemin bitmez.
bazen yağmur yağar, ıslanırsın hatta sırılsıklam olursun ama geri dönmek istemezsin
yağmurun her bir damla'sı içine işler. dinlenirsin
bazen ay rahatlatır ama saklanmayı daha çok sever. rahatlamamızı istemiyormuş gibi ya da değerini anlayalım diye kadehimizi şarabımızı eksik koyar...
ay da farkındadır aslında o kadehlerin tek başına güzel olmayacağının ve her kadehin bir eşinin olduğunun...
ama ne olursa olsun en çok gecedir insanı özüne götürüp bırakan.
karanlığın öyle başka bir büyüsü var ki...
en çok kendimizle kaldığımızda özleriz, küfür ederiz, kırgınlıklarımızı çoğaltırız, ağlarız, gitmek isteriz, en çok geceleri karar veririz.
geceleri zordur.
siyahın içinde renkleri görmek zordur.
ve sadece tek noktaya toplarsın düşüncelerini. başka şeylere izin vermez karanlık
topladığın düşüncelerini beyaza boyaman zor olur
ya da kırmızı şeyleri düşünüp pembeye çevirmen.
gece işte. simsiyah.
önünü göremezsin.
kırkyıl yaşasan bir odada yine de takılır elin kolun bir yere.
şaşırırsın.
gece şaşırtır.
ama geceleri ya uyumak içindir ya da sevişmek için
uyku ise dünyadaki en güzel en tatlı şeydir.
bu yüzden geceleri uyumak gündüzleri evrenin güzelliği ile ruhu doyurmak gerekir.
geceleri uyumuyorsan da müziğin ritmine kapılıp bağıra çağıra arkadaşlarına şarkı söyleyerek sarhoş olmak gibisi yoktur.
son zamanlarımda böyle geçti güneşi görmeden uyuyamadık ki sabah herkesin işi olduğu için uykusuz günlerce çalışmaya çalıştık (:
2 gün önce eve 6.da girdiğimde tv karşısında uyuyakalmışım annemler odama götürmüşler telefonum defalarca çalmış ne mesajları duymuşum ne çağrıları ve sabah 8 e kadar aralıksız uyumuşum.
uyku gibi yar olmazmış onu anladım (:
ve bir ayın 3ü vakasınında üstesinden gelmiş bulunmaktayım.
ve... dolunayın kadehlerimizi aydınlatacağı güzel zamanlarımı yazmak dileğimle (: