Cumartesi, Eylül 28, 2013

eylülün son demlerinde romantik hastalık (:


Damla hastalıktan ölüyor a dostlaaarrr!
resmen bir hafta hapşuuu hapşuuuu diye diye geçti en sonda olanlar oldu
bademcikler şişti nezle olundu 
burun çeşme,
ses travesti
Damla pert.
ne işe gidebildim
ki aslında büyük azimle gittim sonra bölge müdürüm canım müdürüm beni çalıştırmadan eve postaladı
ben olsam ben de beni çalıştırmazdım o halde
neyse ki tatlı ekip arklarım benim yerime siparişlerimi almışlar
mutluluktan duygusallıktan ölecektim
eve geldiğimde kendi çorbamı kendim yapsam da akşam herkesin işten dönmesiyle
çaklıtımın romantik süprizi
sedefin çayı
onlar bunlar derken kendime gelebildim
bu sırada teomancığımın konserini kaçırdım
gitmeyi beklediğim october festimiz yalan oldu
ama en azından bir sonraki konserlere diyebiliyorum (:
neyse ki bir hastalık serüvenim de son bulmak üzere..
hayat miss gibi ballı lokmalı tadından yenilmeli 
şu sıralar çok tatlı sorunlarım var
her şey tıkırında gidiyor
iş hayatım, aşk hayatım, arkadaşlarım, ailem
hepsi birbirinden güzel bir seyirde ilerliyor
maşallah diyeyim de nazarım değmesin
muaaahhh hepsine :*
tatlı sorunlarımı sıralayım hemen
  1. ben trafiğe tek çıktığımda ne yapıcam?
  2. uzun yolda ya ölürsem?
  3. çok sıkılabilirim o uzun yollarda. kim benle gelecek?
  4. evi temizlemem gerek ev çok büyük üşeniyorum
  5. ütü yapmaktan nefret ederim her sabah ütü yapmak zorundayım
  6. çaklıtı da görmeye doyamıyorum
bla bla bla

her sabah uyan süslen püslen çık çok zor oluyor oldukça yorucu
sabah güne başlarken güzelde akşamları dönüşte yorgunluk tavan yapıyor.
en azından evimiz gayet keyifli
dışarıda hayat çok güzel
her şey mükemmel :*



Perşembe, Eylül 19, 2013

kafkacığım sabah sabah neden bunu yaptın bana ?

yağmurlu antalya günlerini hep çok sevdim
pencere önü kahvesini yudumlayan hanımcıklardan olmak istesem de hiç olamadım
dışarda orda burda gezinen hatta sırılsıklam olan sonra o romantizmi tek başına yaşamışlığı yetmemiş gibi bir de üstüne hasta olan günlerce ayyyy öldüüümmm beeennn
o yağmurda yürüyen aklımı seveyimli cümleleri bitmeyen bişiciğim
ne yapcan işte akıl olmayınca neylesin fikir
bi işe yaramıyor yani
zaten ufacık beynim var
%1ini bile kullanamadığım beynimden harikalar yaratmasını beklemem oldukça haksızlık olacaktır
hazır konu gelmişken
ben çoğu zaman aptalca şeyler yaparım
pire için deveyi yakarım
deveyi görünce önemsemem pireyi ararım
böyle bi salağım işte
ama hayat böyle bir yer.
iş değişikliği yaptım yine
birsürü elemesi olan eğitimden geçtim
istanbulda birsürü şey yaşadım
hepsini anlatıciiiiimmm ama sonra
bi fırsat bulsam erkek kaşına dönen kaşlarımı aldıracağım ama ona bile fırsatım yok
tüm gün ekip arklarından biriyle dolanıyorum
yapışık ikiz gibi
adamlara sen iki dk bekle ben bi kaş aldırayım hatta bi saat bekle ağdamı da yaptırayım diyemiyorum
neticede iş arkadaşlığı mesafesi diye bir şey var
zaten onlar benim ağzımım azıcık bozuk olduğunu böyle deli dolu olduğumu pek bilmezler
ben bile kendime şaşırıyorum yanlarında
genel müdürün yanında sevgilisiyle çatır çatur mesajlaşan bi ben yokumdur şu güzel dünyada (:
ama ne yapayım kanım kaynıyor aşırı gencim
ondan oluyor bunların hepsi
bugün yine yağmurlu ve tam sevgiliyle gezmelik yürümelik sarılmalık
benim sevgilim yağmuru sever mi acaba ? ..
seviyor olsun lüüttffeeennnn
neyse cınımmmmm öpüyorum seni

Cuma, Eylül 06, 2013

lanet olası anlamak..

bazen ne yaparsan yap anlatamazsın
eksik anlatırsın
anlar, anlamaz
anlarsın anlamak istemezsin
kolay olanı seçer kendine inanırsın
anlaşamamak kötü bir şey
gözünden, mimiğinden aklından geçenleri anladığın diğer insanlardan başka anlaştığın
hatta kendinden parça olan insanlarla anlaşamamak anlatamamak anlaşılamamak çok üzücü
mutluluktan uçuyordum. bulutların üstündeydim
sonra bir kaç dakika içinde gitti bitti.
şimdi mutsuzum.
anlamaktan, anlatmaktan, yanlış anlaşılmaktan nefret ediyorum.