Çarşamba, Şubat 26, 2014

allahın sopası varmış ama *aklımda*



Allahın sopası yok diye 
zamanında güzelim adamların canlarını yakarken hiç devran tersine döner diye düşünmemiştim
ama döndü devran.
allah sopasını gökten indirdi
sonra okyanuslarda yıkadı ve ıslak ıslak gelip popoma popoma vurdu
ıslak sopayla ağzıma etti, bırakmadı bir de elektrik saldı üstüme.. 
hiç acımadı bana.
gözümün yaşına bakmadı
her canımın yanışında canlarını acıttığım, canının acıdığını bildiğim halde
canını yakmaya devam ettiğim adamlar geldi gözümün önüne
her defasında keşke geçmişe dönebilsem dedim.
geçmişe dönmeyi çıkış sandım
bütün bunları düşünürken bugünü ve yarını gözardı ettim.
insanlar rahata hemen alışır 
rahata alışmak bazen kötüdür ama bundan daha kötü bişi vardır
o da en acımasız yanımız bencilliğimizdir.
bencillik etobur bir hayvandır.içimizde yaşar
yaşadıkça başkalarını tüketir.
hem tükendiğim hem de heyecanlanıp mutlu olduğum 
hatta yıllardır uzağında kaldığım duyguların içinden çıkıp yazıyorum bunları..
"bir vardın, sonra bir yoktun" masalları anlattık onunla birbirimize
biz masalları hep yarım bırakırdık sonunu tamamlamaya çalışırdık 
ya da hep yarım kalırdı..
masalların güzelliğinden değildi inanmalarım
masalların mantıksızlığını da adım kadar biliyordum
hatta her yarım bırakılan masalın sonucunu da biliyordum
bu kadar çok şeyi bilirken bile bile lades oynamayı tercih ettim
lades oynamayı küçükken de çok severdim
kendi kendime herkesle lades oynardım
yine lades oynadım
aklımda'larla
aklımda değilmiş gibiler yaptım
değilin değilini alıp asıl olana ulaşmayı istedim ama
arafta kalmalara alışkın olmadığımdan pes ettim
yeniden doğmayı da isterdim
hatta hepten yok olmayı da isterdim
ya da bundan bikaç sonraki hayatıma gitmeyi isterdim
çok şey isterdim 
ama tanrının sopası olsun istemezdim
zaten kendisini de çoğu zaman sevmiyorum
bazen seviyorum
artık daha çok seviyorum
ondan bikaç şey diledim
umarım o da beni sever

Hiç yorum yok: