Çarşamba, Ekim 31, 2012

domates çorbası ile yayla çorbasının karıştırılmış hali gibi beynim...
yüksek lisans durumları şehir seçme muhabbetleri derken resmen Türkiye'nin tüm şehirlerini geziyorum gün içinde..
üds istemeyen ünileri bulmuş olmam kafamı daha çok karıştırıyor.
çok derdim varr çooookk!!!
seneye bugünlerde nerede olacağım acaba..

Pazartesi, Ekim 29, 2012

elleri üşüyen kızın elleri ısıtılmalı başka iki avuç ile..



"Biraz kahve molasına ne dersin?" bakışlarıyla gelmişti...
"Biraz salıncakta sallanalım mı? 
Gökyüzüne yakınmış gibi oluruz.." 
Bakışlarımla karşılamıştım onu...
ellerini arkasında birleştirmiş ıslık çalıp bir oraya bir buraya gidiyordu içimdeki kız çocuğu..
ve söylenilmeyi bekleyen yüzlerce cümlesi hazır ol da bekliyordu
canı sıkılmış olmalıydı
ama kahve!
kahve büyülemişti..
hem ellerini ısıtıp hem içini ısıtabilecekti
ya salıncaklar? gökyüzüne yakın olma isteğindeki haylaz ruh...
tek salıncak olmalıydı!
beni daha yükseğe daha yükseğe en yükseğe itmeliydi onun güçlü kolları.
ve...
 iki salıncaklı bir yerde ikimizde ayakta kalınca anlamıştık
tek başımıza çok yükseklere çıkamıyormuşuz,
kahveler salıncakta iken dökülürmüş.
döktük.
sallanamadan.
gökyüzüne yakınlaşmadan
sonra çilek yemeye karar verdik karların arasında...
(...)

Cumartesi, Ekim 27, 2012

Bana mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin?




“Hayalperestim güzel hayaller peşindeee çoooook gencim yanlış insanlar kalbimde”
Evet evet böyle biriyim
Gördüğüm güzel rüyanın etkisine dayanarak uyanır uyanmaz yazmaya başladım
Moskova görünümlü bir İngiltere’ye gidiyordum yanımda 2 kız arkadaşımla
İnanılmaz bir heyecan kaplamıştı beni
Zaten hep heyecanlanırım yeni yerlere giderken
Neresi olursa olsun yeni şeyler hep heyecanlandırır
Kulağımda "just the way you are" çalarken romantik olmamak imkansız gibiydi
Romantik romantik etrafı inceliyor yeni insanlarla tanışıyordum
Telefonumu yanımda götürmeyi unutmuştum ;))
(pek unutmak denilemez, almamıştım)
Sonra bir anda ufacık minicik içi dolu turşucuk Damla’nın 2 yaşlarındaki fotoları elime geçmişti
O an kendimi sevesim gelmiş hatta keşke çocuğum olsa böyle tatlı olsa fln demiştim
Ortada dönen geyikler derken
Şehri keşfetmeye ve fotoğraflamaya başlamıştım bile
O an dünya benim etrafımda dönüyordu..
İnanılmaz bir mutluluk 
Kızlar yoruluyor benim enerjim bitmiyordu..
Sonra uyandım..:(
Uyanınca etrafıma fln baktım ama turuncu odam ve pembeli yeşilli yatağımdan başka bir gerçek yoktu etrafımda (:
Öyle uzaklarda fln değildim
Yattığım yerden kalktım
Elimi sağımdaki çalışma masamın üstünde duran ufak pc uzattım ve bruno mars açtım
Annem şok içinde geldi
Sabahın 6sında evde yankılanan şirin bir şarkı
“bu kız kafayı yemiş olmalı” bakışını attıktan sonra ateşime fln baktı
Ahhh annemmmm ahhhh (:
Rüyama annem dahil olsaydı eminim her şey daha başka olurdu
Yolun ortasında beni durdurup kızım terlemişsin dur sırtına havlu koyayım,
Yanımızdan geçerken beni süzen adamlara alırım seni ayağımın altına çek o gözlerini kızımın üstünden bakışını atarken..
Acıktın sen ben biliyorum hadi bişiler yiyelim ama az kalorili olsun
Çok kilo aldın sen!
Diyaloglarıyla birlikte rüyam kabus olurdu ve bende huzurla uyanamayabilirdim..
Neyse ki aşk ve huzur iyidir.
Fallarıma göre iki ihtimal var aşk için.
Var gibi yok gibi olan adamın ısrarla fallarımda ismiyle cismiyle çıkıyor olması bunu fal baktırdığım 7-8 kişinin söylemiş olması ironik oldu…
Ayrıca  4 ay varmış aşkı bulmama
Hatta biri haziranda kutlama fln dedi ama bilemiyorum.
Benim jupiterde yaşama ihtimalim bile daha yüksek geliyor
Çünküüüü aşksız koca olmaz
Aşksız ilişki olmaz
Heyecan yoksa olmaz kardeşim
Olmazda olmazzzzzz.
İlle de heyecan romantizm ve aşk gerek..
Yeni dönem erkekleri ile bu ne kadar mümkün tartışılır!
Ama olsun
Her kalbi kırık kadın gibi bende kendimi kariyer iş okul fln derken büyük bir kaosun içinde bulup sonra gördüğüm ilk sakallıyı dedem, pardon beyaz atlım sanıp büyük bir yanlış yapabilirim
Bunu düzenli olarak yaptığımdan idmanlıyım!
...
Keşke zaman makinesi olsa hopppp diye beni Rönesans dönemine gönderseler
Oooooo lalllll laaaaaaaa
Çok keyifliii
Kabarık kıyafetler şairane bakışlar bol bol çiçekler
Yakışıklı adamlar
Ben hayal kurmaya devam edeyim bir sonraki rüyamda Somali ile Paris’i sentezleyebilir, hatta Afrika’daki yamyam kabilelere o lanetler yağdırdığım adamları gönderebilirim.
Ankara soğuk dediler ama sıcacık oldu
Güneşimle gelmişim farkında değilim
Bir de inanılmaz ucuz her şey. Yani her şey indirimde
Bendeki bu indirim görünce kendimi tutamama durumum ne olacak inanın bilmiyorum
İndirim reyonuna eski sevgilimi koysalar bakmadan sepete atar geçerim nasıl olsa bir gün işime yarar diye (((::::
Şakaydı.
Üstüne para verseler almam !
Ben balonlar sonsuz aşk diye ütopik hayallerime devam ederken sabah sabah tv de “yukarı bak”ın oynuyor olması evrenin bana bir mesajı olabilirdi (: Türkçe dublaj sevmesemde ayıla bayıla izledim yani.
Geçenlerde kendime aldığım ve adını “kendime not defteri” koyduğum defterime onlar (carl&elly) gibi yapacağım şeyler fln diye bir bölüm mü eklesem hatta cennet şelalerine mi gitsem…
Animasyon izleyip ağlayarak kendimi bir kez daha sevdim
Carlllll canımssss bir gün posta kutumuzu boyayacağımızı biliyorum
Adın Carl olmayabilir Abidin Tahsin olması bile mümkün
O halde
“bana mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin?”

Perşembe, Ekim 25, 2012

bir yolculuk güncesi (:


bayramları çok sevdiğim zamanlarım oldu
harçlık aldığım dönemler
yani son 3 yıl öncesine kadar fln
artık harçlık yok
e haliyle bendeki bayram sevinci de gitti uff oldu
gayet pragmatik takılıyorum ama ne yapayım
içimdeki bayram sevincini aldılar :(
çok harçlıklı zamanlarım gibi olsa keşke
ama öyle ya da böyle bayram dediğin ana baba yanında geçer!
bu durum bazen zor olabiliyor
aslında pek keskin konuşmamak lazım
yani onların yanında geçse iyi olur hoş olur tadından yenmez
o baklavalar sarmalar böreklerrrrr kimseye yar etmek istemem elbette:))
bayram falan filan derken hatta bilet bile bulamamışken kendimi Ankara yollarında buldum. (şuan yoldayım)
bendeki rahatlık kimsede yok.
yoktur yani bu kadarı olamaz
geceden kalma, yorgun ve gayet salaş halimle son ana kadar valizime bile dokunmadığımı fark ettim
karnımın içinde çok sesli bando takımı en gürültülü şarkılarını çalarken düşüneceğim tek şey yemek oldu.
suzii yi çağırdım en yakındaki kebapçıya gidelim dedik bir de ne görelim kapalı!!!
ne yani hep açık bugünü mü buldu..
biraz uzak bir yere gitmek zorunda kaldık
ordaki salak garson üstümüze kola şalgam ne varsa dökmeyi başardı 
sağolsun.. saygıyla anıyoruzzzz
son 45 dk kaldı ve ben hala ojelerimi değiştireyim derdindeyim e birde hürrem var ona bakınayım çıkarım diyorum
son anda valiz ıvır zıvır halledip bir kaç dk içinde attım kendimi dışarıya 
ve ve veee! yanlış otobüs 
evet yanlış otobüse bindim
özlem tekinin bana verdiği gaz ile koca valizi sırtımdaki çantaya rağmen ve tek hamlede otobüsten indirmiş olmam da çok şekerdi
otobüsteki kaslı çocuk "durun ben indiririm ağırdır o şimdi diye bıyık altı hatta kendince çapkın gülüşünü yaparken"
 ben "gerek yok ben hallederim diye tek kol koca valizi çaaattt diye otobüsten indirme eylemini gerçekleştirdiğimde evet ben dağları bile delerim tek başıma moduna girmiştim bile
o anda hafif esen rüzgar saçlarımı dağıtsaydı bir de birazcık kaslı bir bedene sahip olsaydım epey o gazla devam edebilirdim neyse ki servis gelmedi
yani kaçırdım
sonra başka bir servisle yetişmeye çalıştım
bindim otobüsüme hatta kapılar açıldığında ilk içeri geçip oturan oldum çünkü dışarıda beklemem için nedenim yoktu.
(ahhhhh yalnızım dostlarım moduna girdim şimdi de)
kendime şanslıyım derim hep ama değil
ne zaman yolculuk yapsam oluyor bir şeyler
bu seferde yolda kaza oldu ve yaklaşık yani en az 1 saat fln kıpırdamadan afyonun ayazında otobüsün buzzzz havasında bekledik polislerin işlerini halletmelerini ve hadi gidin demelerini...
ilk defa bu kadar uyudum
bindim uyudum inmek üzereyim yeni uyandım hala esniyorum uyurum yani
3 gün Ankara için çok kısa bir süre:(
ama alışveriş için yeterli (:
hala 1,5 saatlik yolum olduğunu tahmin ediyorum kim bilir eve girene kadar daha neler gelecek başıma.
herkese bol harçlıklı bayramlar diliyorum umarım işler kesat gitmez !
bu sefer bende umutluyum olmazsa ego tatmin olsun diye çaktırmadan kendi kendime harçlık verebilirim
aman yeaaa! uyku sersemliğimden böyle saçmalıyorum sanırım




Pazar, Ekim 21, 2012

mutluluk ile yer çekimi aynı masada oturamıyorlarmış ;))


Yer çekiminin ihlal edildiği, etkisinin görülmediği alanlar var-mış:) 
Elindeki balonun gücü ile mi yükseliyordu ayın zerafetine karşı?
Yoksa içinde uçuşan kelebekler miydi yükselmesini kolaylaştırıp hızlandıran?
Mutluluk ile yer çekimi kanunları aynı masada oturamıyorlarmış.
Evet evet bunu biliyorum.
İçimde mutluluğun, heyecanın, çocuksu yanımın, aşkın, tutkunun, sevginin serçe parmaklarından tutup halay çektiği şu günlerde ayaklarımın yere basmadığını yer çekimine kafa tuttuğunu hatta dalga geçtiğini izlemek inanılmaz keyifli..

Cuma, Ekim 19, 2012

azdan çok, çoktan az...


Ah D&R vahhh D&R…
Her gün bir kitap alan beni ne hallere soktun
Evet evet çok fazla kitap okumalardayım
Böyle dönem dönem bir şeyleri çok yaptığım olur benim
Fazla film izlerim fazla gezerim fazla yerim fazla okurum vs vs
Yani hep fazladır
Dengem hiç olmadı
Beceremedim
Elimdeki kitap bitmek üzereyken girdim bakındım ne alabilirim diye yeni çıkanlar ve çok satanlarda aynı kitap olunca bakmadan aldım
Nasıl olsa okurum sürpriz olsun fln diye
Aman tanrım ne kitapmış
Okurken yüzümün kızardığı an ev dışında başka yerlerde okunmaması gerektiğini anladım
Anlaşılacağı üzere yoğun şehvet, fanteziler ve seks ile donatılmış bir kitap
Konusu enteresan acaba sonunda ne olacak diye merak ettirenlerden
Bizim romantiklerimiz hala sorsunlar saç telin evime düşmeden var mı müsaden diye?
Eee peki bu soranların güncel hayata uyarlanmış halleri nerelere saklandılar!!
Görmek tanımak istiyoruz efenim.
Zarar vermeyiz uzaktan baksak da yeter.
Yeter ki yaşadıklarını bilelim, umut kapısı işte.
(Ayrıca 18-19.yy yaşasaydım inanılmaz romantik olabilirdim hatta dev gibi bir aşkım olabilirdi..Güncel dönem aşklarına ayak uyduramıyorum sanırım..)
Evimde tek kalmayalı epey zaman olmuştu.
Korktuğumu da unutmuşum!
Neyse ki tanrının bana vermeyi unuttuğu kız kardeşim geldi çay demlendi ve güzel balkonuma geçildi..
Cem adrian eşlik etti..
Ay’sız gece esen rüzgar ve konuşmadan oturan bizler…
Gündem konumuz bendeki büyük değişim idi.
Biraz konuşulunca kapatıldı bu konu da
Her şey gibi.
Dün ise uzun zamandır beklediğim ve olsun istediğim bir gün oldu
Ne dilediysem hepsi ard arda gerçekleşti
İnanılmaz mutluydum çoook uzun zamandır böyle hissetmemiştim.
Zafer kazanmış olmanın ukalalığı bile sardı bedenimi
Ooooo oooo ooolleeyyyy diye zıp zıp zıpladım resmen
Bugün ise uyandığımdan beri bir melankoliii bir mutsuzluk hali ki sormayın anacım
Çok fena yani
Diş macunum bitti diye üzülürken dış fırçamın kırılması gibiydi.
Aslında iklimtoş gittiğinden böyle oldum
Evimde o muhteşem(!?) vanilya kokusu kısa süreliğine olmayacak
Ahhh evet. Keşke kokusunu değiştirse
Kendimi bildim bileli vanilyalı şeyler midemi alt üst eder
Sanırsınız ki içimde birileri sörf yapıyor..
Sörf demişken kar yağsa keşke.
Kar görmeyi karda yürümeyi
Kar yağarken yüzümü havaya kaldırmayı özledim
Kış gelsin kar yağsın yüzüm ıslansın ve bu yazımda böyle bitsin..


Cuma, Ekim 05, 2012

ben söz dinlerim!


son sessss!
bağıra bağıraaa amaaannn amaaannn amaaaaannn derken 
sabah uyandığımda havanın bu kadar güzel olacağını bilemezdim
bu kokuya bayılıyorum
serin hava temiz kokulara iyotlar karışmış yollar ıslak
mmisss misssss
keşke işe gitmesem ve sahilde biraz yürüyebilsem.. ne iyi olurdu.. derken sabahın 8-9unda kendimi konyaaltı sahilinde buldum :)
çok tatlıydı bu havada denize giren insanlar vardı
önümde yürüyüş yapan ak saçlı çiftimizi kıskandığımı anlatmıyorum  bile
her zamanki gibi iş çıkışı bir yerlerde oturulup günün kritiği alındıktan sonra kalktık gittik falcımıza..
şok şok şokkkk içinde çıktığımda keyfim yerine daha bir gelmişti. hem bana da keyifli olmak yakışıyor
cıvıl cıvıl hallerimi özlemişim neydi o son 1,5 ay..
kabusss kabusss
neyse ki uyandım o kabuslarla biten rüyadan...
uyandırılmayı sevmeyen ben bu sefer sevdim bu durumu. uyandırılmak iyiymiş
"hadi kızım kalk toparlan hemde hızlı hızlı çabucak
son otobüsü kaçırır telaşında.."
hızlıca!!!
bende söz dinledim.
kaçırmadım kaçan otobüsü hemen koştum ve atıverdim içine kendimi..
ama yine de görmemezden gelmek zor oluyor. bir insan niye ayrılınca çirkinleşir ki?
acaba hep mi böyle kötü biriydi diye düşünüyorum
ya da ben çok aptaldım göremedim
ya da bilinçli davranışlar bunlar
anlamıyorum :(

(**)

az kalsın unutuyordum
bazen insanlar çok çalışınca saçma sapan düşünmeye başlayabiliyormuş 
hatta hasta bile olabiliyorlarmış
kızın biri? tutmuş sevgilisinin teeeee kaç yıl önceki kız arkadaşının ajanlığını yapmaya başlamış (:
yazık değil mi güzelim harcadığın zamana?
hem o güzel beyninin kıvrımlarından neler geçiyor senin?
saçını başını yolasım geldi :)))
bence bana saçını başını yoldurmadan git daha mantıklı eylemlerde bulun! mesela normal kadınlar gibi alışveriş yap kuaföre git.. evet evet kuaför senin aradığın şey. çok ciddiyim ilaç gibi gelecektir. böyle davranış yapan bir kız profili çirkin olmalı pardonnn bakımsız.. çirkin kadın yoktur diye boşuna mı bağrınıyor kuaför kardişlerimiz ;))) 
tavsiyeme uy.
:))))
(**)

Pazartesi, Ekim 01, 2012

kalbimi kırma... bir gün duracak nasılsa...

içmeden sarhoş olunma eylemi vardır ki sadece birkaç anıya bakar. içinizden çıkmayan, kaldığı gibi yerini sabitleyen hatta bir ömür unutulmama garantisini verenlerden..
zaten çok fazla düşünmeden hemen akla gelir. istemeden gelir hatta gelince kovalamak istersin yine gitmez..
bir ömürlük garantisi var ya paşamızın gitmez yani kolay kolay.
(***)
bugün arabanın arkasında camın kenarına ilişip camı açıp müziği dinlermiş gibi yaparken yüzüme her rüzgar çarptığında gözlerimin önüme yusufçuk'lar geldi... ipek gibi kanatları.. o güzel görüntüsü... sanki kanatları olmadan çirkin olacakmış gibi yaşamayacakmış gibi... kanatları yırtıldığında öleceklermiş gibi narin ve naif... uçar kaçar ama kanatları yırtıldığında ölür kalırlar... onlar geldi işte aklıma... acaba coldplay ve jason mraz dinleyemeyecek miyim... :(
(***)
bi de göz görmeyince gönül katlanır lafı ne kadar doğru bunu bilmek istiyorum!
ayrıca bilmek istediğim milyonlarca şey olduğunu fark ettim...
limonlu bağımlısı olmuş olabilirim
şöyle romantik-kadın değeri bilen- erkek profili çizen şarkıcı adamlar var ya işte onlar ile ilgili numeroloji ne diyor merak ediyorum. eğer doğru ise işim çok zor...
Pamela'nın dediği gibi "özümüze dönmek için bir şeyler yapmak lazım..." vs vs 
ev sahibi miyim? yoksa kiracı mı?
(***)
kendim gibi düşünmeyi öğrenmem gerekiyormuş!
belki de eskisi gibi pamelA dinlemek iyi gelecektir.
ya da olymposta bir kaç gün. tertemiz nefesler...
ama şunu inanılmaz öğrendim... yavşak ya da şerefinin arkasında duramayan erkek çocuğunu bilmek için bir kızın egemenliğine girince anlayabiliriz hele ki bu egemenliğe girişi farklı iki kadında gözlemleyebiliyorsak sonucumuz kesinlikle hatasız ve kusursuz demekmiş ;)
ve bir kadın bir şeyi sevgisinden istiyorsa haklıymış demek gerekir!
bir an kendimi frenledim!! şştttt dedim...
hadi yeter dedim
hatırlama
anımsama
pamela dinle 
siktir çek
limonlu iç
cebindeki son paranı harca 
ailenin kıymetini bil
dostlar aile demek unutma
hatta git mutfağına dolabını tırtıkla...
neyseki geçenlerde aldığım cipsler ve kız kardeşlerin kötü gün limonluları var yanımda! misss..
vs vs
(***)

bu da öyle bir yazı oldu işte birbirine bağlayamadığım ..