Çarşamba, Mayıs 28, 2014

Şarap içelim mi sevgilim?


Önce kutsalca sever, sonra şeytan gibi nefret ederiz. İki duyguda oldukça güçlü ve tehlikeli duygulardır..
Fazlasıyla tehlikelidirler.
Tutkunun dibidir
Kontrol edilemezdir
Uyanıldığında naptım lan ben! tepkimesini açığa çıkarır cinstendir...
Mutsuzluğumuza neden olmuş insanların hayatlarımıza girme isteğini anlayamıyorum.
Böyle insanları hayatlarında tutanları ise hiç anlayamıyorum.
"Tatlıııımmmm hayatımın içine sıçtın ama yine de kal, sana baktıkça gerizekalılık parametremi max seviyeye çıkardığım günleri hatırlıyorum. ne iyi ettin de hayatımın içine ettin canım benim iyi ki yapmışsın yerim seni mucx". deme şekli olmalı.
Bu modelimizin başka türevleri de mevcut elimizde
Tilki kürkçü dükkanı modunda gezer bu arkideşlerimiz.
döner dolaşır ""aşkoooujmmmm ben yapamadım sensiz olmuyor hadi gel barışalım tekrar en baştan hayatının içine edeyim. tadı damağımda kaldı oyhhhh.."" modunda dolanır
Aşk garip şey arkadaşım
Aşkın en kutsal hallerini yaşayıp sonra ayrılığın tadına bakınca her şey tamamlanmış oluyor. Tek valizlik yaşantılarımızı gözlerimizde bu denli büyütüyor olmasak hayat daha yaşanılabilir hal alacak aslında..
Neyse biz böyle insanlardan olmayalım tatlım ;)
Hatta;
Niccolo Paganini eşliğinde şarap içelim mi sevgili sevgilim?
Belki dans eder şarabın hakkını veririz?
:*

Salı, Mayıs 20, 2014

hoş geldin ile hoşça kal arasına kaç milyon cümle sığdırabiliriz?






evrenin görüntüsü değişti... dünya dönmekten vazgeçmiş olmalı
bulutlar gökyüzünde sabit
güneşin ve ayın görüntüsü sabit
parlıyor ikisi de
ama artık göz alıcı değiller
karşı kaldırımda sendeleyerek yürüyen adam da gökyüzüne çevirmiyor artık başını
değişir diye umduğum ama her geçen gün daha kötüye gittiğini gördüğüm şeyler de var.... zamanın hem zehir hem panzehir oluşunu gözardı ettiğim günlerin son demlerinden yazıyorum...
hoşgeldinler
ve
 hoşçakallar
arasında
kaç
milyon
cümle
sığdırabiliriz ?
bu cümleler yeni soru doğurmadan acabalar yaratmadan ne kadar kesinlik kazandırabilir
veya duygularımızın düşüncelerimizin ne kadar net karşılığı olabilir...
bu soruların cevabı yok
netliği kesinliği yok
tıpkı duygularımızın değişkenliği gibi
neyse arkadaşım
Sunay Akın'ın da dediği gibi ;
"Aşk; bir bakıma sobaya dokunmak gibidir. 
Bir defa yanarsın, İzi kalır. 
Sonra bir daha dokunmazsın sadece yanına yaklaşırsın."

Siz yine de dokunamayacağınız sobanın yanına yaklaşmayın.